Bir hukukçu olarak, hukukçu gözüyle Disleksi(Özel/Özgül Öğrenme Güçlüğü) nedir, belirtileri nelerdir, kısmen neler yapılabilir?
Bir hukukçu olarak, hukukçu gözüyle Disleksi(Özel/Özgül Öğrenme Güçlüğü) nedir, belirtileri nelerdir kısmen neler yapılabilir ve ben bu alana neden yöneldim ne kadar süredir bu alanda gerek hukuki gerek sosyal anlamda çalışmaktayım bugün bunları yazmak istedim. Buradaki paylaşacağım bilgiler tamamen bir hukukçu gözüyle ve alanda 2014yılından beri çalışmalar yürütmem sebebiyle alanda çok kıymetli hocalardan ve uzmanlardan edindiğim bilgiler doğrultusunda paylaşımlarım olup, hiç bir şekilde tıbbi tanı, teşhis için kullanılamaz! Burada yazacağım ve paylaşacağım bilgiler tamamen genel geçer bilgiler olup hiç biri tıbbi tanılama yapmak adına kullanmak adına değildir. Tanı ve tehşis için her zaman tam teşekküllü bir hastane ve uzman tarafından görüş almak şarttır!
Ben bugün burada yıllardır, özellikle son zamanlarda tarafına yöneltilen sorulara yönelik(neden disleksi?) uzun yıllar emek verdiğim bu alana dair edindiğim tecrübe ettiğim tanımlamaları ve tecrübelerimi paylaşmak istedim.
Ben Disleksi ile ilk kez bu alan ile 2014 yılında tanıştım. 2014 yılında Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş ‘den istifa ederek serbest çalışmaya karar verdim. Sonrasında kendi ofisinde çalışmalarımı yürütmeye devam ederken, sosyal anlamda ve yardıma ihtiyacı olan özellikle çocuk alanında ihtiyacı olan bir dernek ile gönüllülük esasıyla çalışmayı istedim yardım çocuklara edebilmek adına tabi çocuklarla birlikte ailelerine de bu anlamda onlara hukuki destek vermek hal savunuculuğunu yapmak istedim bunun ruhuma iyi geleceğini düşünerek buradan hareketle bu anlamda Ankara İlinde faaliyet gösteren dernekleri ararken internet sörfünde disleksi kelimesi ile karşılaştım . Sonra bu alanda çalışan bazı derneklerle neden bilmiyorum ama farklı olduğundan olsa gerek ilgimi çekti okumaya başladım disleksi nedir nedendir diye bir kaç gün okudum araştırdım araştırdıkça okudukça ilgimi çekmeye başladı, daha sonra disleksili çocukların ailelerinin dramlarını yoksun kaldığı hakları okudukça tamam işte ben burada olmalıyım o ailenin o çocuğun hakkını savunmalıyım dedim ve o zamanlarda Ankara’da tek faaliyet gösteren tek dernek olan Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği’ni aradım aynı gün görüşmeye gittim gönüllü olarak bila bedel hizmet vermek istediğimi anlattım derneğe üye oldum. Öncelikle ne olduğunu dinledin alandan uzmanlardan Bakanlıklardan zaman zaman her gün dernekten Dernek Başkan yardımcısı oldum sonrasında baş hukuk müşaviri olarak dernek ile birlikte bir çok iş ve ilçede üniversitelerde, Rehberlik araştırma merkezlerinden Milli Eğitim Bakanlığının düzenliği İl İlçe müdürlükleri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile düzenlenen bir çok kurum kuruluşta Disleksiye dair yasal hakları anlattım bu alanda konuşması olarak bir çok seminerde, konferansta, Ülkemizde yapılan ilk Disleksi Çalıştayında kurulan komisyonlarda yer alarak disleksili çocukların, ebeveynlerinin hem okul içerisinde, sınavlarda hem sosyal hayatlarındaki yaşamlarındaki yasal haklarını anlattım. Aynı zamanda buralarda alanında çok çok iyi ve çok kıymetli hocalarından uzmanlarından defalarca sayısız disleksiyi dinledim ve tabi onlardan yine çok kıymetli bilgiler edindim ve gerek tıbbi gerek sosyal anlamda çok farklı yönlerini gördüm, öğrendim ve her biri bu alana gönülden hizmet veren çok değerli insanlardı. Tanıştığım ve hatırlayabildiğim çok değerli ve kıymetli isimleri de bu yazım vesilesi ile anmak ve burada adlarına yer vermek isterim. Aynı zamanda bu çok kıymetli isimler siz okuyucularıma belki rehber olur. Kim bilir belki de çok uzun zamandır bu alanda çaresiz olup da, böyle kıymetli isimleri arayan aileler vardır, bu yazım vesilesi ile bu isimleri öğrenip çocuklarının hayatlarına dokunacakladır. İşbu sebeple o kıymetleri isimleri paylaşıyorum. Hatırlayamadıklarım yazım içerisinde işbu sebeple yer vermemiş olduğum tüm kıymetli hocaların/uzmanların affına sığınırım.
Şimdi edindiğim tecrübelerime göre;
DİSLEKSİ NEDİR DİSLEKTİK ÇOCUK-BİREYİN TANIMI;
DİSLEKSİ; Zeka düzeyi normal ve normalin üzerinde olmasına rağmen bir çocuğun dinleme, düşünme, kendini ifade etme, sözlü dili kullanma, okuma yazma ve matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük Performans göstermesi ya da güçlük çekmesidir. Aynı zamanda nörolojik bir hadise olduğu da açıklamalar arasında vardır. Epidemiyolojisi (Görülme sıklığı) Okula devam eden öğrencilerin 33’te 1 ine rast gelmektedir.
DİSLEKSİNİN TANIMI KİŞİYE VE KURUMA GÖRE DEĞİŞEBİLİYOR;
- Sağlık Bakanlığı : ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
- Milli Eğitim Bakanlığı : ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
- Aileler ve STK’lar : DİSLEKSİ
- Nöroloji kökenliler : ÖĞRENME BOZUKLUĞU
- Medya & Basın : DAHİLERİN HASTALIĞI
- Sınıf Öğretmenleri : BUNDA BİŞEY VAR AMA ANLAMADIM
- Ram’lar : KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİSİ
GENEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR:
- El göz koordinasyonu zayıftır, sakarlık görülür, motor koordinasyonları zayıftır. Kendilerini ifade etmede güçlük çekerler. Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşarlar, gecikmiş ya da yetersiz konuşma.
- İşitsel algı sorunları vardır (bazı harfler karışır, f-v,b-m gibi) işitsel figür zemin ayırt etme sorunları vardır (tv izlerken kapı zilini duymamak gibi) Yönergeleri unuturlar, dinlemiyor gibi gözükürler. Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çekme (gözü kapalıyken eline yazılan sayıyı tanıyamama ).
- Organizasyon bozukluğu vardır. Sağ-sol, üst-alt, önce-sonra kavramlarını karıştırırlar.
- Dil gelişiminde gecikme olabilir,
- Görsel algı sorunları vardır (b, p, d yi karıştırma).
- Ters yazma, harf atlama, satır atlama sorunları vardır: (el-le, için-çini, çok –koç gibi.),
- Takvimi ve zamanı iyi kullanamazlar (önce-sonra, dün-bugün, şimdi-sonra, karıştırma).
- Çalışma alışkanlıkları yetersizdir, yavaş ve verimsiz çalışırlar yazıyı aynen kopya edememe, aynı şeyi yazma okurken ya da yazarken kelime atlama vardır,
- Duygusal bozukluklar görülebilir.
- Çarpım tablosunu geç öğrenme veya hiç öğrenememe.
- Sınıfta özel öğrenme güçlüğü gösteren çocukla ilgilenmek hayli zor ve özveri isteyen bir iştir.
- Erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülmektedir %60 -40 gibi.
- Öğrenme güçlüğü olanların %20 sinin solak olduğu gözlemlenmektedir.
DİSLEKSİLİ ÇOCUKLAR7ÖĞRENCİLER İÇİN ÖĞRETMENLER NELER YAPABİLİR;
- Ödevler başarabilecekleri oranda verilmeli. Anlayabilecekleri kısa kelimelerden oluşan, detaysız kesin yönergeler verilmeli.
- çizgisiz defter kullanılmalı.
- Okurken satır takibini kalemle, cetvelle ya da parmakla yapması sağlanmalı.
- Dikkatlerini uzun süre bir yerde toplayamadıkları için; çocuk kendi hareketlerini, her çeşit davranışını kendi kontrolü altına almadıkça, ilgili olmayan uyarıcılara aldırış etmedikçe öğrenmede başarı gösteremezler. Çocuk bu kontrolü öğreninceye kadar çevresi yalın olmalıdır. Öğretmenine yakın, uyaranın az olduğu yerde oturtulmalı.
- Öğrencinin öğreneceği şeylerin de sade sıra ile olması önemlidir. Hepsini birden vermeye kalkmak yerine teker teker verilmesine dikkat edilmelidir Örneğin üç toplama işlemi yaptırılacaksa önce biri verilmeli o bittikten sonra diğerine geçilmeli. Diğer ödevler ve derslerde de aynı yöntem yapılmalıdır.
- Talimatlar basamak basamak sıra ile söylenmeli.
- Günler aylar mevsimlerle ilgili olarak görselliğe dayalı olarak (resimler) adım adım öğretmeye çalışılmalı.
- Çoktan seçmeli test veya sorulara sözlü olarak cevap vermesine izin verilmeli. Çocuğun eğitiminde ezbercilik değil yargılama ön planda tutulmalı günlük yaşayışına değinilmeli.
- Sağ ve sol yönelme, kağıt, kalem tutuşları, problem olan çocuklarda atılacak ilk adım bedenlerinin iki yönünün farkına varmalarının sağlanmasıdır. Örn: öğretmen çocuğun gözlerini kapamasını söyler ve eli ile çocuğun sağ ve sol eline dokunarak öğretmenin dokunduğu eli kaldırmasın söyler.
- Yeni işlem veya kavram öğretilmek istendiğinde somut düzeyden ve çocuğun düzeyinden başlanılmalı, Örneğin toplama öğretmek için içinde sıra sıra boncuk dizileri olan abaküs veya öğretmenin yaratıcılığını kullanacağı araçlar kullanabilir. Çocukla beraber de hazırlanabilir. Amaç öğretilecek şeylerde işlemi somutlaştırmaktır.
Başarabilen öğretmenlerin pek çoğu çocukların farklılığını kavrayarak, onları olduğu gibi kabul ederek ve güçlüklerinin üstesinden gelmeye yüreklendirerek, çocukların ilerdeki akademik başarısını olumlu etkilemektedir. Bu alanda çalıştığım yıllar içerişinde bu yönde pek çok kıymetli öğretmen ile de tanışma şansım oldu her biri gerçekten bu alana gönül vermiş öğretmenlerdi onları görmek gerçekten beni çocuklar adına oldukça mutlu ediyordu.
EBEVEYNLER DİSLİEKSİLİ ÇOCUKLARINI NASIL DESTEKLEYEBİLİR PEKİ EVDE, SOSYAL YAŞAMINDA NELER YAPILABİLİR;
Her ne kadar disleksiye dair yapılan tanımlamalar, genel özellikleri belirmiş olsam da, buna dair tanımlamalar, genel özellikler her yerde hemen hemen aynı olsa da, bu alanda yaşanan problemler çocuğa ve aileye göre farklılık, çeşitlilik ve şiddeti olarak çeşitli farklıklar göstermektedir. Bu alanda geçirdiğim süre zarfı içerisinde-yıllar içerisinde gördüğüm çeşitlilikler dahi çok farklıydı bazılarının öngörülmesi bile şaşırtıcıydı diyebilirim.
Bu anlamda problem çocuğa özgü olacağından ihtiyaçlar ve çözüm önerileri de çocuğa özgü olmalıdır. İlk adım olarak, çocuğun sınıf seviyesi dikkate alınmaksızın bir durum analizi ve ihtiyaç analizi yapılması gerekmektedir. Eğer aile bunu kendisi belirleyebiliyor ise, kendisi değil ise, mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır. İhtiyaçlar belirlendikten sonra bir yol haritasına ihtiyaç vardır zira bu alanda yol uzun ve bazen oldukça çetrefilli olabiliyor. Bu anlamda da bir uzmandan yardım almak oldukça önem arz etmektedir. Aile çocuğun ev ve sosyal yaşantısında çocuğa özel olarak örneğin, küçük hatırlatma notları kullanabilir, yönergeleri aşamalandırarak çocuk için somutlaştırabilir zira soyut kavramlarda oldukça sıkıntı yaşamaktadırlar. Aile yine otokontrol mekanizmasını destekleyici faaliyetlerde bulunabilir, özgüven algısı, benlik algısını geliştirmek adına çalışmalar yapabilir ki oldukça önemli bir konudur. Çocukla oldukça fazla vakit geçirmek, onu dinlemek ve çözümleri birlikte belirlemek adına adımlar atmak en temel destekleyiciler olacaktır.
Öncelikle belirttiğim gibi her çocuk kendine özgü farklılıklar göstereceğinden ailenin çocuğu çok iyi gözlemlemesi ve bu gözlemlerini mutlaka destek aldığı uzman ile paylaşması önemlidir.
Ve ben bu alana neden yöneldim ne kadar süredir bu alanda gerek hukuki gerek sosyal anlamda çalışmaktayım bugün bunları yazmak istedim. Buradaki paylaşacağım bilgiler tamamen bir hukukçu gözüyle ve alanda 2014 yılından beri çalışmalar yürütmem sebebiyle alanda çok kıymetli hocalardan ve uzmanlardan edindiğim bilgiler doğrultusunda paylaşımlarım olup, hiç bir şekilde tıbbi tanı, teşhis için kullanılamaz! Burada yazacağım ve paylaşacağım bilgiler tamamen genel geçer bilgiler olup, hiç biri tıbbi tanılama yapmak adına kullanmak adına değildir. Tanı ve teşhis için her zaman tam teşekküllü bir hastane ve uzman tarafından görüş almak şarttır!
Ben bugün burada yıllardır, özellikle son zamanlarda tarafıma çokça yöneltilen sorulara yönelik(neden disleksi?) uzun yıllar emek verdiğim bu alana dair edindiğim tecrübe, ettiğim tanımlamaları ve tecrübelerimi paylaşmak istedim. Ben Disleksi ile ilk kez 2014 yılında tanıştım. 2014 yılında Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş ‘den istifa ederek serbest çalışmaya karar verdim. Sonrasında kendi ofisinde çalışmalarımı yürütmeye devam ederken, sosyal anlamda ve yardıma ihtiyacı olan özellikle çocuklar özelinde ihtiyacı olan bir dernek ile gönüllülük esasıyla çalışmayı arzu ettim, çocuklara yardım edebilmek adına tabi çocuklarla birlikte ailelerine de bu anlamda onlara hukuki destek vermek hak savunuculuğunu yapmak istedim bunun ruhuma iyi geleceğini düşünerek buradan hareketle bu anlamda Ankara İlinde faaliyet gösteren dernekleri araştırırken internet sörfünde “Disleksi” kelimesi ile karşılaştım . Sonra bu alanda çalışan bazı derneklerle neden bilmiyorum ama farklı olduğundan olsa gerek ilgimi çekti okumaya başladım disleksi nedir, nedendir diye bir kaç gün okudum araştırdım araştırdıkça okudukça ilgimi çekmeye başladı, daha sonra disleksili çocukların ailelerinin dramlarını, yoksun kaldığı hakları okudukça, tamam işte ben burada olmalıyım o ailenin o çocuğun hakkını savunmalıyım dedim ve o zamanlarda Ankara’da tek faaliyet gösteren tek dernek olan Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği’ni aradım aynı gün görüşmeye gittim gönüllü olarak bila bedel hizmet vermek istediğimi anlattım ve hemen derneğe üye oldum. Öncelikle ne olduğunu dinledim uzunca bir zaman…… Alandan uzmanlardan, Bakanlıklardan zaman zaman her gün dernekten. Zaman içerisinde Dernek Başkan yardımcısı oldum sonrasında baş hukuk müşaviri olarak dernek ile birlikte bir çok iş ve ilçede üniversitelerde, Rehberlik araştırma merkezlerinde, Milli Eğitim Bakanlığının düzenliği İl, İlçe müdürlükleri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile düzenlenen bir çok kurum kuruluşta Disleksiye dair yasal hakları anlattım bu alanda konuşması olarak bir çok seminerde, konferansta, Ülkemizde yapılan ilk Disleksi Çalıştayında kurulan komisyonlarda yer alarak disleksili çocukların, ebeveynlerinin hem okul içerisinde, sınavlarda hem sosyal hayatlarındaki yaşamlarındaki yasal haklarını anlattım. Aynı zamanda buralarda alanında çok çok iyi ve çok kıymetli hocalarından uzmanlarından defalarca sayısız kez disleksiyi dinledim ve tabi onlardan yine çok kıymetli bilgiler edindim ve gerek tıbbi gerek sosyal anlamda çok farklı yönlerini gördüm, öğrendim ve her biri bu alana gönülden hizmet veren çok değerli insanlardı. Her biriyle zaman zaman hep birlikte zaman zaman ayrı ayrı alanda çalışmalarda, konferanslarda, seminerlerde birlikte çok kıymetli çalışmalar yürüttük. Her biri o kadar kıymetli ki, güzel ülkeme ve bu güzel ülkemin bu güzel çocuklarına çok değerli kazanımlar oldu. Tanıştığım ve hatırlayabildiğim çok değerli ve kıymetli isimleri de bu yazım vesilesi ile anmak ve burada adlarına yer vermek isterim. Aynı zamanda bu çok kıymetli isimler siz okuyucularıma belki rehber olur. Kim bilir belki de çok uzun zamandır bu alanda çaresiz olup da, böyle kıymetli isimleri arayan aileler vardır, bu yazım vesilesi ile bu isimleri öğrenip çocuklarının hayatlarına dokunacakladır. İşbu sebeple o kıymetleri isimleri paylaşıyorum. Hatırlayamadıklarım yazım içerisinde işbu sebeple yer vermemiş olduğum tüm kıymetli hocaların/uzmanların affına sığınırım.
Not; 2018 yılında adı geçen dernekten ve görevlerimden dernek içi, dernek özelinde çeşitli sebeplerle istifa ettim şuan Mayıs 2022 yılı itibariyle İstanbul İlinde yer alan Disleksi Aileleri Tanı Eğitim ve Dayanışma Derneğinde Baş Hukuk Müşaviri olarak yeniden yeni yeni faaliyetler ve projeler ile gönüllülük esası ile çalışmaya başladım.
Alanda yer alan çok Kıymetli Hocalar ve Uzmanlar;
Öncelikle hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek isterim tarafıma, hayatıma ve bir çok hayata kattıkları sayısız emek, tecrübe, bilgi ve destek için……
-Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet KONROT
–Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ergoterapi Bölümü Başkanı(eski) Prf. Dr. Hülya KAYIHAN
-Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ergoterapi Bölümü, Ergoterapi A.B.D. Dr. Öğrt. Üyesi Meral HURİ
-Sağlık Bilimleri Fakültesi / Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü / Dil ve Konuşma Terapisi Anabilim Dalı Prf. Dr. Şükrü TORUN
-Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prf. Dr. Rüya ÖZMEN
-Prof. Dr. Oya Özkardeş – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi
-Prof. Dr. Tevhide Kargın – Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Bölüm Başkanı
-Prof. Dr. Hakan Sarı – Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı
-Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Öz – Mustafa Kemal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı
-Yrd. Doç. Dr. Yahya Çakılı – Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü
-Öğr. Gör. Dr. Arzu DOĞANAY BİLGİ – Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Özel Eğitim Bölümü
Sonuç olarak; evet yol uzun, ömürlük ve hatta zaman zaman çok zorlayıcı, çetrefilli olabiliyor lakin her ne şart altında olursa olsun mutlaka ama mutlaka çözümü var, doğru adımlar atıldığından, yönergeler izlendiğinde yol aydınlığa dönüşüyor, olağan akışında devam ediyor hem çocuk/çocuklar hem aile mutlu oluyor. Son olarak yazımı çok şu şekilde sonlandırmak isterim; Doğru bir eğitimle öğrenemeyecek, başarılı olamayacak hiçbir çocuk yoktur. Önemli olan doğru metodu/metodları kullanmak yetkin eğitimciler eşliğinde bilgiyi çocuklara anlayabilecekleri şekilde aktarmaktır.
“Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçecektir.”…………………..
Not: İşbu yazı tarafımca sadece tecrübelerime, alanda uzun yıllar çalışmalarıma dayanarak yorumlayıp yazdığım bir bilgilendirme yazısıdır. Hiçbir şart altında tanı, teşhis, tedavi süreçleri için kullanılamaz! Hiçbir kurum, kuruluş ve 3. Kişiler tarafından kamuoyuna işbu şekilde lanse edilemez! Bu anlamda bir paylaşım hiçbir mecrada yapılamaz! Yine bu anlamda yazım bu amaçlı kopyalanıp hiçbir mecrada servis edilemez! Yapanlar hakkında yasal haklarım saklı kalmakla birlikte tüm sorumluluk 3. Tarafa aittir.
Son Yorumlar