Öncelikle özel eğitim nedir? Kimler özel eğitime ihtiyaç duyar? Özel eğitimin amaçları nelerdir? Bir onlara bakalım.
Özel eğitim; Bireylerin farklı eğitim gereksinimlerinden dolayı doğan ve bu farklı eğitim gereksinimlerinin her bireye ihtiyaçları doğrultusunda tespit edilerek özgü olarak planlanılmasını ifade eden eğitim türüdür.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri yönetmeliğindeki tanıma bakacak olur isek, ş) Özel eğitim: Bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından anlamlı düzeyde farklılık gösteren bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilmiş eğitim programları ve özel olarak yetiştirilmiş personel ile uygun ortamlarda sürdürülen eğitimi ifade eder denilmiştir. (MEB ÖEHY M.4.ş)
Yine, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde, Özel eğitime ihtiyacı olan birey tanımına bakacak olursak; t) Özel eğitim ihtiyacı olan birey: Bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından anlamlı düzeyde farklılık gösteren bireyi,(MEB ÖEHY m.4.t.)
KİMLER ÖZEL EĞİTİME İHTİYAÇ DUYAR VE NEDEN ÖZEL EĞİTİME İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR;
Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca, çeşitli nedenler ile bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarına oranla, akranlarından beklenen düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey özel eğitime ihtiyacı olan birey olarak tanımlanmıştır. Yani akranlarına oranla bilişsel, gelişimsel, sosyal, eğitsel anlamda akranlarından anlamlı farklılık gösteren bireyin özel eğitime ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz. Lakin burada karar verici otoriteler ilgili uzmanlardır. Özel eğitime ihtiyacı olan bireyi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bu alanda hizmet veren her il ve ilçede bulunan rehberlik araştırma merkezleri ile hastanelerde bulunan çocuk ergen ruh sağlığı hastalıkları bölümünde yer alan psikiyatriler tarafından yapılan çeşitli değerlendirmeler neticesinde ilgili uzmanlar bu konuda yetkin karar verici otoritelerdir. Peki, özel eğitime neden ihtiyaç duyulmuştur. Esasen yukarıda da açıklamış olduğum üzere akranlarından saydığım sebepler dolayısı ile anlamlı farklılık gösteren çocuk/çocuklar içindir. Çünkü biliyor ki, her insan diğer insanlardan farklı fiziksel, zihinsel, sosyal, bilişsel v.b özellik ve yetenekler ile dünyaya gelmiştir. Her bir bireyin öğrenme yöntemi, hızı, süresi, metodu, ortamı v.b bir birinden farklılıklar göstermektedir bu insanın doğası gereğidir. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hiçbir öğrencinin, eğitime duyduğu ihtiyaç, istek ve beklenti aynı oranda değildir. Herkesin aynı olduğu düşüncesi sebebiyle bugün bir çok öğrenci fark edilememektedir. Özellikle bazı grupları örneğin özgül öğrenme güçlüğü dediğimiz grup çok daha zor fark edilmekte ve tespit edilmektedir. Dolayısı ile bir grup, bir nesil bu şekilde heba olmakta ve yok olmaktadır. Oysa doğru yöntem ve metodlar uygulanarak çocuğa özgü bireyselleşti eğitim programları uygulanarak her çocuk öğrenebilmektedir ve kendi potansiyelini ortaya koyabilmektedir. Mühim olan çocuğun üstün yararı gözetilerek, çocuğun eğitim hayatında potansiyelinin ortaya konulmasına yardımcı olmak ve desteklemektir. Ayrıca sosyal devlet olarak çocukların eğitim ve öğretim hakkı bir yükümlülüktür.
Çağdaş eğitim sisteminde artık daha çok bireyselleştirilmiş eğitime önem verilmektedir. Bu durum özel eğitim ilke ve uygulamaları ile fırsat eşitliği kapsamında özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin genel eğitim sistemine tam katılımı ve eğitim hakkının kullanımı açısından son derece önemlidir.
ÖZEL EĞİTİMİN İLKE VE AMAÇLARI NELERDİR;
Özel eğitimin ilke ve amaçları esasen genel eğitiminkinden çok farklı değildir. Her ikisinde de esas amaç çocuğun üstün yararı gözetilerek çocuğun eğitimidir. Özel Eğitim Hizmetleri yönetmeliğinde bu ilke ve maçlar Türk Milli Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda olarak belirlenmiştir. Ve ilgili yönetmelikte şu şekilde ifade edilmiştir;
Özel eğitimin temel ilkeleri;
MADDE 5 – (1) Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda öğrencilere;
a) Bireysel farklılıkları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim hizmeti sunulması,
b) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri doğrultusunda özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılması,
c) Özel eğitim hizmetlerine erken dönemde başlanması,
ç) Özel eğitim hizmetlerinin özel eğitim ihtiyacı olan bireyleri sosyal ve fiziksel çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan, toplumla etkileşim ve karşılıklı uyum sağlama sürecini kapsayacak şekilde planlanıp yürütülmesi,
d) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitsel performansları doğrultusunda amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitim görmelerine öncelik verilmesi,
e) Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerini sürdürebilmeleri için kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılması,
f) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için BEP geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması,
g) Ailelerin, özel eğitim sürecinin her aşamasına aktif katılmalarının sağlanması,
ğ) Özel eğitim politikalarının geliştirilmesinde üniversitelerin ilgili bölümleri ve özel eğitim ihtiyacı olan bireylere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde çalışılması, esastır.
Özel eğitim hizmetlerinin amaçları;
MADDE 6 – (1) Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri esas alınarak; özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitim ihtiyaçları, yeterlilikleri, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kapasitelerini en üst düzeyde kullanmaları, üst öğrenime, meslek hayatına ve toplumsal yaşama hazırlanmalarını amaçlar.
ÜLKEMİZDE EĞİTİM SİSTEMİ VE ÖZEL EĞİTİM, ENGELLİLERİN EĞİTİM HAKKI;
Eğitim konusunda en yetkili otorite üst otorite olan Milli Eğitim Bakanlığı 1739 Sayılı Milli eğitim Temel Kanunu ile belirlenmiş olan, Milli Eğitim Sistemi , Örgün Eğitim ve Yaygın Eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır.
Örgün Eğitim; Belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programla ile okul çatısı altında yapılan düzenli eğitimi ifade etmektedir.
Yaygın Eğitim; Örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenmiş olan eğitim faaliyetlerinin yürütülmesini ifade etmektedir.
Ülkemizde özel eğitimde ve engellilerin eğitimi bakımından, engel tanımında daha çok tıbbi yaklaşımın ve tıbbi raporlamanın esas alındığı ve engelli eğitiminde temelde kaynaştırma eğitiminin esas alındığı karma sistemin uygulandığı, Türk Milli Eğitim mevzuatında özel eğitime ihtiyacı olan bireyin eğitimi doğumdan itibaren eğitim yaşamının sonuna dek karma sitem dikkate alınarak tasarlandığını söyleyebilirim.
Karma Sistem; Kaynaştırma modelinin uygulandığı sistemdir. Kaynaştırma Modeli; Genel eğitim sistemi içerisinde doğal gelişim gösteren bireyler yanında, akranlarına oranla anlamlı farklılıkları, özel eğitim ihtiyaçları olan bireylerin bir arada yer aldığı ayrıştırmadan uzak fırsat eşitliğine dayalı eğitim sistemidir.
Ülkemizde özel eğitim alanında benimsen ilke Özel Eğitim Hizmetleri yönetmeliğinde de yer verildiği üzere, en az sınırlandırılmış ortam ve kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarıdır. Bu şu demek oluyor, özel gereksinimli çocukla ile doğal gelişim gösteren çocukların bir arada kaynaştırılarak bütünleştirme ilkesi kapsamında fırsat eşitliğine dayalı eğitim sistemi içerisinde yer almalarını ifade etmektedir.
Türkiye cumhuriyeti Anayasamız kapsamında, “Anayasa’nın 42. Maddesi 8. fıkrası; Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirler alır. 2. Fıkra; II. Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasamızda 2010 yılında yapılan son değişiklikle “(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. “Şeklinde ek fıkra ile engellilere dair yapılan pozitif ayrımcılık anayasal olarak güvence altına alınmıştır.
Yine, “Madde 15- (Değişik:6/2/2014-6518/73 md.) Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır. Şeklinde düzenlenmiştir. Özetle; özel gereksinimli bireylerin ve engelli bireylerin eğitim hakkı hiçbir şart altında engellenmeyeceği gibi, çok özel durumlar haricinde, ülkemizde bu bireylerin eğitim hakkı ve modeli en az sınırlandırılmış ortamlarda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim ve fırsat eşitliğine dayalı sitemidir. Devlet okullarında yani resmi okullarda bu çocukların yerleştirmesi Milli eğitim Bakanlığı Özel Özel eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı İl ve İlçelerde bulunan Özel Eğitim Hizmetleri Kurulları gerçekleştirmektedir. Bu kurullar özel eğitime ihtiyacı olan bireyin, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde bulunan Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından çocuk hakkında düzenlenen özel eğitim değerlendirme kurul raporu çocuk kendilerine ulaşması akabinde çocuğa uygun okula yerleştirme kararı vermektedir. Veyahut eğitimi devam eden bireyin okulunun devamına ya da değiştirilmesine karar vermektedir. Peki bu kurullar sadece resmi okullar kapsamında mı yerleştirme yapabilir esasen bu soruya hayır olarak cevap vermek çok da yerinde olacaktır.
Şöyle ki; Özel eğitim Hizmetleri yönetmeliği Madde 40. “Ç “bendi uyarınca;
“ç) Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında eğitim faaliyetlerini yürüten özel okullarda eğitimlerini sürdüren öğrenciler için okul yönetimi veya velinin yazılı talebi ile Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda kayıtlı bulundukları okulda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitime devam kararı almak.” Uyarınca özel okullara dair düzenlemeye de yer vermiştir. Bu düzenleme de yanıltıcı olan bir algı vardır. Şöyle ki; “özel okullarda eğitimlerini sürdüren öğrenciler” ibaresine yer verilmiştir. Lakin özel okulda eğitimini sürdürmeyen yeni kayıt işlemi yapılacak öğrencinin de velinin talebi ve ödemesi velinin kendisine aittir şeklinde bir dilekçe vermesi/muvafakat vermesi durumunda yeni kayıt işlemi yapılacak öğrencinin özel okula yerleştirme kararının da verileceği yönünde hukuki olarak değerlendirilmelidir. Aksi bir değerlendirme hatalıdır. Neden derseniz; Anayasamızın 10. Maddesi uyarınca “Kanun önünde eşitlik” ilkesi kabul edilmiştir.
Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Anayasa da yer alan bu hüküm uyarınca, velinin çocuğu için yönetmelikte ver verilen yerleştirme kararına ilişkin maddesi kapsamında, çocuğun eğitim hakkını resmi okul yerine özel okulda kullanmak isteyen engelli bireyi/özel gereksinimli bireyi bu konuda ailesi tarafından bir talep veyahut eğitim giderlerinin velisi tarafından karşılanacağına dair bir taahhüt olmaksızın kendiliğinden özel okullara yönlendirme ve yerleştirme yapamaz. Aksi durumda kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlali söz konusu olur. Ne var ki; çocuğun velisi eğitim giderlerini kendisinin karşılayacağına dair bir taahhüt vermesi durumunda devlet işbu yerleştirmeyi pek tabi yapabilmektedir. Burada devletin genellik ve eşitlik ilkesine aykırı davrandığı bir durum oluşmayacaktır. Çünkü devlet bir ödememe yapmayacağından sebep ortadaki ihlalden bahsedilemez. İlgili yönetmelik maddesi bu kapsamda değerlendirilip yorumlanmalıdır.
ULUSLARARASI PLATFORMDA EĞİTİM İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER İSE;
*Birleşmiş Milletler 1989 yılında kabul ettiği “Engellilik alanında İnsan Kaynaklarının Gelişimi Hakkında Tallinn İlkeleri” engelli kişiler bakımında eğitim hakkını düzenlemiş olup, Bu belge engellilerin eğitim ve istihdamı konusunda hükümetlere ve politikacılara rehberlik edecek kurallardan oluşmaktadır. Tallinn ilkelerinde belirlenen eğitim stratejileri arasında engellilerin piyasadaki işgücü diğerleri ile eşit çalışma ve eğitim alma hakkına öncelik verilmiştir.
Örneğin Kural 23nengelli kişilerin mesleki eğitim programları ile ilk, orta ve yüksek eğitim ve öğretimlerini genel eğitim sistemi içindeki normal okul ve kurumlarda almaları gerektiğini düzenlemiştir.
Yine kural 25 engellilerin başkalarına muhtaç olmadan kendilerine ve topluma yeterli bir kişi olmalarını ve bağımsız yaşamalarını sağlayacak beceri eğitimlerinin de sunulması gerektiğini düzenlemiştir.(sorular ile özel eğitim hukuku-Jülide Işıl Bağatur)
*Diğer yandan, Birleşmiş Milletler engellilerin Haklarına ilişkin sözleşme engellilerin eğitim hakkını oldukça uzun ve kapsamlı düzenlemiştir. Örneğin Madde 24/5) bir kişinin yaşamı boyunca öğrenmesinin önemi kabul edilmiş, genç ve yetişkin engellilerin iş bulma ve çalışma yeteneklerini geliştirebilmesi için mesleki eğitim ve üniversite derecesinde programlar ile eğitimlerinin desteklenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Madde 24/5 sözleşme önceliği engelli çocukların eğitiminin tüm seviyelerine katılımlarının sağlanmasına yer verilmiştir. Bunun en iyi gerçekleştirme yolu olarak yine maddenin 2,b ‘sinde çocuğun yüksek yararına odaklanmak olduğunu ileri sürmüştür. İşbu sözleşme de bütünleştirici/kapsayıcı eğitim anlayışına yer verilmiştir bir çok maddesine buna rastlamak mümkündür.
*Diğer taraftan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ki, ülkemiz de bu sözleşmeye taraftır. İşbu sözleşmenin 28. Maddesinde fırsat eşitliği temelinde herkese eğitim hakkı tanınmış ve ilköğretim herkes için zorunlu ve ücretsiz bir hak olarak verildiği ifade edilmiştir. Tüm bu yasal düzenlemelerden engelli bireyler ile özel gereksinimli bireyler, özel eğitime ihtiyacı olan tüm bireyler yararlanmaktadır, yararlanmalıdır.
*Temel insan hakları belgelerinden olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde, eğitim ırk, cinsiyet, etnik yapı, ve ulus gibi ayrımlar gözetilmeksizin her bireyin temel hakkı olduğu bildirilmiştir. Bildirgenin 26. Maddesinde eğitimin parasız olduğuna vurgu yapılmıştır.
ÜLKEMİZDE ÖZEL OKULLAR BAKIMINDAN, ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE ÖZEL OKULLARIN BU KONUDAKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ;
Özel okulların açılması , kapatılması ve denetiminin tekeli Milli Eğitim Bakanlığındadır. Buna ek olarak okullar, eğitim birliği ilkesi yani Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği ancak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak çalışabileceklerdir. İster devlet/resmi okul olsun ister özel okul olsun bütün eğitim kurumlarına hakim ilkeler Milli Eğitim Temel Kanunu tarafından düzenlenen ilkelerdir. Bu ilkeler T.C. Anayasamız da ve T.C. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda çok detaylı bir biçimde belirtilmiştir. Özellikle Anayasamızın 42. Maddesi özel okulları, “eğitim ve öğretim devletin gözetiminde yapılacaktır” genel ilkesinin dışında tutmamıştır. Özel eğitim kurumlarını kamu yararına ters düşmeyecekleri ölçüde serbest bırakmak ve bu çerçevede izin vermek olanağı taşımıştır. Öyle ki; eğitim hakkı ve çocuğun üstün yararı ilkesi kapsamında özel okulların hiçbir serbesti yoktur! Özellikle özel eğitime ihtiyacı olan, özel gereksinimli çocuklar, engelli çocukların eğitimi açısından ki, Anayasamız 2010 değişikliği ile engelliler açıdan yapılan pozitif ayrımcılığı anayasal güvence altına almıştır. İşbu sebeple özel okullar hiçbir şart altında özel eğitime ihtiyacı olan çocuğu reddedemez . Okul içinde çocuk özelinde her türlü tedbiri almak ile yükümlüdür. Özel okulun bu bağlamda öğrenci seçme, ayrıştırma hakkı olmadığı gibi işbu davranışı yapması başta Anayasamıza aykırı olduğu gibi bileşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Evrensel Bildirgesi gibi uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrımcılık suç teşkil etmektedir.
Gerek Anayasa gerekse ilgili kanunlar resmi yada özel bütün eğitim ve öğretim kurumlarının devletin denetim ve gözetimi altında olduğuna ısrarla vurgu yapmaktadır.
Yine Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde de, tanımlar maddesinde “özel eğitim okul ve kurumların özel eğitime ihtiyacı olan bireylere hizmet veren özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu geliştirilmiş eğitim programlarının ve yöntemlerinin uygulandığı , Bakanlığ’a bağlı her tür kademedeki yatılı, gündüzlü, resmi, özel okul ve kurumları “ olduğu açıkça yazılmıştır. Özetle özel okullar da aynı şekilde sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür.
ÖYLE Kİ, 2016 YILINDA İŞBU KONUDA ÖZEL OKULLARIN BU AYRIMCILIK VE EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI TUTUMLARI DOLAYISI İLE, MEB ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ÖZEL EĞİTİM İHTİYACI OLAN BİREYLERİN, ÖZEL EĞİTİM KURUMLARINA KAYDI KONULU 23.03.2016 TARİHLİ 73911930-160.01.02-E.3350053 SAYILI YAZI İLE 81 İL VALİLİĞİNE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM, MECBURİ İLKÖĞRETİM YADA ORTAÖĞRETİM ÇAĞINDAKİ ÖZEL EĞİTİM İHTİYACI OLAN BİREYLERİN TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA ÖZEL EĞİTİM KURUMLARINA KAYITLARININ YAPILARAK EĞİTİME ERİŞİMLERİNİN GECİKMEDEN SAĞLANMASI İLE İLGİLİ İŞ VE İŞLEMLERİN TİTİZLİKLE YÜRÜTÜLMESİ TALİMATI VERİLMİŞ OLAN BİR RESMİ YAZI YAZMIŞTIR. İŞBU YAZI GENEL MÜDÜRLÜK TARAFINDNA TÜM ÖZEL OKULLARA GÖNDERİLMİŞTİR.
ÖZETLE; Gerek resmi gerekse özel okulların “özel eğitim gereksinimleri bulunan öğrencileri “ reddetme hakları yoktur. Aksine bu tüm yasalara aykırıdır hatta suç vasfında nitelendirilebilecek durumlar doğabilir. Eğitimin her türlü kademesinde yer alan özel okulların kademeler arası geçişlerde uygulanan merkezi sınavlar dışında böyle bir ayrımcılık yapılamaz!. Uygulama da ise bazı özel okulların öğrenci değerlendirme adı altında testler uygulayarak öğrenci kabulü yaptığı görülmektedir. Burada göz önünde tutulması gereken husus şudur; 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun uyarınca hiçbir şekilde engellilerin eğitim alması engellenemez. Engellilerin özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak yaşadıkları çevrede, bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde hayat boyu eğitim imkanından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılırlar. Dolayısı bu şekilde bir ayrıma gidilmesi kanunen yasaktır. Dolaylı ve doğrudan yapılan her türlü ayrımcılık yasaktır. Özel okulların bu şekilde test uygulamaları bazı seçme parametreleri uygulayarak engellilere yönelik yaptığı ayrımcılık dolaylı ayrımcılık olarak nitelendirilmekte olup, işbu ayrımcılıkta katta yasaktır.
Diğer taraftan ayrımcılık suçtur. Bunun alenen yapılması ağırlaştırılmış sebep olarak değerlendirmeyi gerekmektedir. Şöyle ki; Hem iç hukukumuzda hem uluslararası hukukta ayrımcılık yasağı çizgileri ve sınırları çok net şekilde çizilmiştir. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi bağlamında 26. maddesinde eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına dair düzenlemelere yer verilmiştir. yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Ek Protokolü’nün 1. maddesinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 7. maddesinde, Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 24. maddesi ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı’nın 2. ve 3. maddelerinde de yer almaktadır. Bu durumda tüm dünyada dolaylı ve dolaysız yoldan yapılan her türlü ayrımcılık yasaktır.
Dolaylı ve dolaysız/doğrudan ayrımcılığa da bu bağlamda kısaca yer vermek isterim.
Doğrudan ayrımcılık, bireye yönelik direk kendisine yapılan her türlü imkandan yoksun bırakma, fırsat ve imkan eşitliği kullanmasını engelleme, eğitim hakkına erişimini çeşitli şartlara bağlamak sureti ile eğitim hakkını doğrudan kullanmasının engellenmesi halinde doğrudan ayrımcılıktan bahsetmek mümkündür.
Dolaylı ayrımcılık da ise, bireyin özel durumu dolayısı ile görünürde yapılan eylemler ve uygulama bakımından doğrudan bir reddetme yoktur. Görünürde bir ayrımcılık yoktur lakin bireye özel durumu sebebiyle önüne kendisinin özel durumu sebebiyle aşamayacağı neredeyse kesin olan bir çok şart ve engel konulur ve kendisinden bunların aşılması istenebilir veyahut birey hiç yokmuş gibi davranılmak suretiyle ayrımcılığa tabi tutulabilir. Anayasamızda yer lan alan fırsat ve imkan eşitliği gözetilmeksizin bu fırsat ve imkanlara ulaşımının önüne çeşitli makul olmayan şartlar konulmak sureti ile eğitim hakkına ulaşılması beklenir. İşte tüm bunlar dolaylı ayrımcılığa örnektir.
Dolayısı ile resmi ve özel okulların doğrudan ya da dolaylı ayrımcılık teşkil eden uygulamalarından kaçınmaları, özel eğitime gereksinimi olan bireyler için eğitim yaşamı boyunca her türlü her kademede gerekli tüm tedbirleri almaları, okula kayıt ve kabul sırasında özele eğitime ihtiyacı olan öğrenciler kapsamında eğitim haklarını tam ve diğer öğrenciler ile eşit şekilde kullanmasını veya bundan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan ölçülü ve aşırı yük getirmeyen, gerekli, uygun değişiklik ve tedbirleri sağlaması, makul düzenlemeleri uygulaması gerekmektedir.
KISACA DOĞRUDAN VE DOLAYLI AYRIMCILIK GEREK USLUSAL MAVZUATLARIMIZ KAPSAMINDA GEREKSE ULUSLARARASI MEVZUATLAR, SÖZLEŞMELER GEREĞİ YASAKTIR!. TÜM RESMİ VE ÖZEL OKULLAR KAPSAMINDA YASAKTIR.
İşbu konuda karşılaştığınız dolaylı veyahut doğrudan ayrımcılık durumunda tüm dava ve yasal haklarınız saklıdır unutmayın! Her zaman tarafımdan veyahut başka bir hukukçudan bu konuda yardım, destek, hukuki danışmanlık alabilirsiniz. Özel eğitim bir yasal zorunluluktur ve çocuk için şarttır eşittir aile için de şarttır. İş bu sebeple özel gereksinimli bir çocuğunuz var ise ve okullar kapsamında böyle bir durumla karşı karşıya kalıyor ise lütfen sessiz kalmayın. Alacağınız bir hukuki destek ile alınacak kararlar sadece sizin çocuğunuz/çocuklarınızın hayatını kurtarmayacak sizden sonra, sizin çocuklarınızdan sonra gelecek çocuklar içinde gelecek ,nesil için de örnek karar teşkil edecektir ve bir çok haksızlığı, ayrımcılığının önünü en baştan kesecektir. Toplumumuz ve toplumun temel yapı taşlarını oluşturan çocuklarımızın geleceği için işbu konu son derece önemlidir. Eğitim hakkı hiç bir şart altında engellenemez!. Bu konuda lütfen duyarlı olun, duyarlı olalım ve en önemlisi ses çıkartalım ses olalım……
Son Yorumlar