Ara

Avukat Arabulucu Burcu AKAR MURATOĞLU

HUKUK-Öğretim Görevlisi

Yazar

Av. Arb. Burcu AKAR MURATOĞLU

Avusturya – Innsbruck’ta doğmuştur.. 18 yaşına kadar çift vatandaşlıktan yararlanmıştır. Lakin 18 yaşından sonra Avusturya devleti değişen yasası ile seçim yapması talep edilmiş olup, doğumla doğan hakları saklı tutulmak kaydıyla ve hukuk okuyarak avukat olmak istediğinden , ülkemizde avukatlık mesleğini icra edebilmenin ilk şartlarından biri de T.C vatandaşı olmak olunca hiç düşünmeden Türk Vatandaşlığını seçmiştir. Ankara İlinde yaşamaktadır. Ankara Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. Lisan eğitimini burada tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Bilişim Hukuku Yüksek Lisansını Haziran 2016 Yılında başarı ile tamamlayarak mezun olmuştur. 2009 Yılında Ankara Üniversitesi Bankacılık ve Ticaret Hukuku Enstitüsü’nde İnşaat Sözleşmeleri ve Tahkim Hukuku Eğitimi almıştır. 2016 Yılında Arabuluculuk Eğitimi almış ve yapılan Arabuluculuk yazılı sınavında başarılı olup, geçer not alarak 2017 Yılı Şubat ayında, Ankara Arabuluculuk Daire Başkanlığı’na Arabulucu olarak kaydı yapılmıştır. 2018 yılında İş Hukuku Alanında Uzman Arabuluculuk eğitimini tamamlayıp İş Hukuku Alanında Uzman Arabulucu ünvanını almaya hak kazanmıştır . Akabinde yine 2021 Yılında Ticaret Hukuku alanında uzmanlık eğitimini başarı ile tamamlayıp Ticaret Hukukunda Uzman Arabulucu ünvanını almaya hak kazanmıştır ve alanda Uzman Arabulucu olmuştur. Devam eden yıllarda Sigorta Hukuku alanında uzman arabuluculuk eğitimini başarıyla tamamlayarak Sigorta Hukuku alanında uzman arabulucu ünvanını almaya hak kazanmıştır. Akabinde, yine 2017 yılında CMK kapsamında Uzlaştırmacı Avukat eğitimini tamamlayarak 2017 Yılı Şubat ayında Uzlaştırmacı Avukat olarak kaydı yapılmıştır. Ankara İlinde Türkiye’nin tanınmış ve önemli şirketlerinde Danışman Avukat ve Şirket Avukatı görevlerini uzun yıllarca yürütmüş olup, 2014 yılından beri Ankara’da kendi ofisinde ve Ordu İlinde iş ortağı ile birlikte eş zamanlı olarak mesleki faaliyetlerini yürütmektedir. Özgül/Özel Öğrenme Güçlüğü(Disleksi) alanında birçok çalışmada bizzat yer almıştır. Şöyle ki; 2014 yılından itibaren Özgül Öğrenme Güçlüğü halk arasında daha yaygın kullanılan adı ile “DİSLEKSİ” alanında işbu özel gereksinimli çocuklar ve aileleri adına gerek şahsı, gerçek kişiliği ile gerek çeşitli STK ‘lar ile gönüllülük esası ile çalışmalar yürütmektedir. Alana dair hak savunuculuğu yapmaktadır. Yine ülkemizde T.C Milli eğitim Bakanlığı, T.C Sağlık Bakanlığı ve T.C Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Bakanlıklar ile sürekli görüşmeler yapmakla birlikte sıcak ilişkiler içerisindedir. Alana dair tüm yasal düzenlemeleri takip ederek tarafına ait sosyal medya hesaplarımdan ve burcuakar.net web sitesi üzerinden hukuki bilgi akışı sağlamaktadır. 2014-2019 yılları arasında Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği’nde Yönetim Kurulu Üyesi, Başkan Yardımcısı ve Dernek Baş Hukuk Müşaviri olarak gönüllülük esası ile hizmet vermiştir. Aynı zamanda Ankara Albatros Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Mütevelli Heyeti Üyeleri arasında yer almıştır. 2018 yılında Türkiye Disleksi Vakfını kurmaya karar vermişler ve kurucu üyeleri arasında yer almıştır. 2019 yılında Dernek ve vakıf görevlerinden gördüğü lüzum üzerine istifa etmiştir. Alanda 4 yıl bir fiil aktif olarak çalışmalar yapmış. Daha sonra kısa bir ara verip yeniden çalışmalarına hızlı bir şekilde kaldığı yerden devam etmiştir. 26-27 KASIM 2015'de Antalya-Kemer'de düzenlenen Disleksi Öğrenme Güçlüğünde Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Hedeflerinin Belirlenmesi Çalıştayı'nı Türkiye’nin ilk çalıştayını o dönem görev aldığı Dislksi Öğrenme Güçlüğü Derneği ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği’nin ortaklaşa düzenlemişlerdir. Çalıştaya 24 üniversiteden 65’i akademisyen, 7 Sivil Toplum Örgütü, 3 Düzenleyici kuruluş ( ÖSYM, RTÜK ve YÖK) olmak üzere yaklaşık 250 kişi katılmıştır. Çalıştayda, disleksi sorunları, çözüm önerilerinin üretilmesi, geleceğe yönelik yol haritasının belirlenmesi, disleksinin tanımı, disleksisi olan bireylerin ve ailelerin yaşadıkları sorunlar gibi konular tartışılmış ve masaya yatırılmıştır. Çalıştayda 5 komisyon kurulmuştur. Komisyonlar 2 tam gün çalışmış ve raporlarını hazırlamıştır. Son gün Genel Kurulda çalıştay sonuçları okunmuştur. Hukuk ve Yasal Haklar Komisyonunda Avukat Burcu AKAR MURATOĞLU olarak bizzat yer almıştır ve 2 gün boyunca bir fiil yasal hakları anlatmış ve üzerine çalışmalar yürütmüştür. hukuki alandaki sorunları komisyonda tartışmaya açmıştır. Çalıştay raporuna ulaşmak için Bakanlık Sayfasından giriş sağlayabilirsiniz. Çalıştay sonrası hemen çalışmalara devam ederek ilk meyvelerini toplamaya başlamışlardır. Tarafınca YÖK ile yapılan çeşitli yazışmalar ve görüşmeler neticesinde tarafının da katkıları ile YÖK ilk kez Özgül Öğrenme Güçlüğü’nü tanımış ve ÖSYM Sınav kitapçığına eklemiştir. İlk kez ÖSYM kitapçığından sınav yönergesinde Özgül Öğrenme Güçlüğüne yer verilmiştir. Disleksili çocuklar için ÖSYM sınavında işaretleyici, kodlayıcı, okutman, yazman, 15 dakikalık ek süre ve ayrı sınav salonunda sınava alınma gibi yasal hakların elde edilmesine kendisininde katkıları ile vesile olmuştur. Halen ülkemizde bu çocuklar ÖSYM’de bu haklarını kullanmaktadır. Yanı sıra kıyasen uygulama alanı bularak tabi LGS sınavlarında da aynı haklar mevcuttur. Yakın zamanda 16.11.2022 tarihinde T.C Milli eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Kaynaştırma Bütünleştirme Yoluyla eğitim Uygulamaları Eylem Planı Çalıştayı’na Genel Müdürü’nün daveti ile bizzat katılım sağlamıştır. İlgili komisyonlarda yer alarak alana dair tüm gün katkı sağlamıştır. Çalıştay sonrası Bakanlık tarafından adına düzenlenen belgeyi almaya hak kazanmıştır. 2022 yılı itibari ile İstanbul İlinde Kayıtlı Disleksi Aileleri Tanı Eğitim ve Dayanışma Derneği’nde Baş Hukuk Müşaviri olarak gönüllülük esasıyla çalışmalarıma yeniden başlamıştır. Ayrıca yine Temmuz 2022 yılı itibari ile İnstagram üzerinden tamamen kendisinin yönettiği, @disleksihukuku adlı sayfasını açmış ve faal olarak yürütmektedir. 2025 Yılında İstanbul Gedik Üniversitesi'nde "Özel Eğitim Hukuku ve Yasalar" dersini vermeye başlamıştır. Eş zamanlı olarak İstanbul Gedik Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunu Çocuk Gelişim Programına Danışma Kurul Üyesi olarak seçilmiştir. Ülkemizde daha sayısız organizasyon ve çalışmada yer almıştır. Ülke genelinde birçok üniversitede yasal hakları ve disleksiyi anlatmıştır Çeşitli konferans ve seminerlerde bizzat anlatıcı olarak yer almıştır. En son 23.11.2022’ de gönüllülük esası ile baş hukuk müşavirliğini yaptığı İstanbul merkezli Disleksi Aileleri Tanı eğitim ve Dayanışma Derneği ile birlikte Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin konuğu olarak yasal hakları anlatmıştır. Günümüzde T.C Milli Eğitim Bakanlığı ile Öğretmenlere yönelik meslek içi eğitim programlarında yasal hakları anlatmak üzere görevlendirilmiş ve 81 il bazında yer alan tüm rehber öğretmenlere bizzat hukukçu kimliği ile özel eğitim hukukuna ilişkin yasal hakları anlatmıştır . Özellikle okul içi yasal haklarını bizzat anlatmıştır. Bir çok TV programında davetli olarak canlı yayınlarda özel eğitimi ve özel eğitim hukukunu anlatmıştır. Ülke genelinde tirajı yüksek gazetelere alana dair yasal haklara dair röportajlar vermiştir. İlgili röportajlar için 2023 yılı Hürriyet Gazetelerini tarayabilirsiniz. Hala çalışmalarıma ve alana dair hak savunuculuğuna yoğun bir şekilde devam etmektedir.

ÇÖZGER RAPORUNA İTIRAZ HAKKI, HUKUKİ SÜREÇLER VE ÇÖZGER RAPORUNA ÖZET İTİRAZ KILAVUZU;

ÇÖZGER RAPORU :

Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER), 18 yaş altındaki bireylerin özel gereksinim durumlarını sağlık temelli olarak belgeleyen ve buna göre sosyal haklar ile eğitim desteklerinin planlanmasına imkân tanıyan temel bir belgedir. Ancak her idari işlemde olduğu gibi, ÇÖZGER raporları da mutlak doğruluk içermeyebilir. Bu noktada, çocuğun yüksek yararı doğrultusunda, rapora karşı hukuken tanınmış bir itiraz hakkı mevcuttur.

Bu yazıda, ÇÖZGER raporuna itirazın hangi usul ve esaslara tabi olduğu, kimlerin nasıl itirazda bulunabileceği, sürecin ne şekilde işlediği ve mevcut mevzuat hükümleriyle bu sürecin nasıl düzenlendiği açıklanacaktır.

1. İtiraz Hakkının Kapsamı ve Süresi:
ÇÖZGER raporuna itiraz hakkı, yalnızca raporu talep eden kurum ya da bakım verenler adına hareket eden resmi merciler tarafından kullanılabilir. Bu doğrultuda bireysel itirazlar doğrudan dikkate alınmaz; ancak bireysel olarak itiraz etmek isteyen veliler, raporun talep edildiği okul, sosyal hizmet kurumu veya bakım evi gibi birimler üzerinden kurumsal yolla itiraz başvurusu yapabilirler.

İtiraz süresi, raporun teslim tarihinden itibaren otuz gündür. Bu süre içinde yapılmayan başvurular değerlendirmeye alınmaz. İtiraz dilekçesinin il sağlık müdürlüğüne ve mutlaka gerekçeli olarak yapılması gerekmektedir. Kurumlar tarafından yapılan başvurularda süre sınırı aranmamakla birlikte, yine gerekçeli başvuru şartı aranmaktadır.

2. Sürecin İşleyişi ve Hakem Hastane Değerlendirmesi:
İtiraz başvurusu yapıldığında, çocuk mümkünse önceki raporun alındığı kurumdan farklı bir sağlık kurulu tarafından yeniden değerlendirilmek üzere sevk edilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, farklı uzmanın görüşünün değil, farklı sağlık kurulunun değerlendirmesinin esas alınmasıdır.

Eğer ilk rapor ile itiraz sonucu verilen rapor arasında çelişki doğarsa, bu durumda çocuk, il sağlık müdürlüğü tarafından doğrudan hakem hastaneye sevk edilir. Hakem hastane tarafından verilen karar, mevzuat gereği kesin niteliktedir ve bu karar doğrultusunda işlem yapılır. Bu süreç tamamlanmadan, farklı kurum ya da kişisel girişimle alınan ek raporlar geçerli sayılmaz.

3. Süreli Raporlarda Yeniden Değerlendirme Talebi:
ÇÖZGER raporları süreli ya da sürekli olabilir. Süreli raporlarda süre bitimiyle birlikte yeni başvuru yapılabilirken, süreli ya da sürekli raporların süresi dolmadan yeni bir rapor alınmak istenirse, bu talep ancak kurumun gerekçeli yazısına istinaden işleme alınır. Aksi durumda tekrar rapor düzenlenmesi mümkün değildir.

4. Yeni Rapor Başvurusu İçin Altı Aylık Bekleme Süresi:
Hakem hastane tarafından verilen karar ya da süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bir ÇÖZGER raporu hakkında, aynı gerekçeye dayanarak yeni bir başvuru yapılmak isteniyorsa, bu ancak rapor tarihinden itibaren altı ay geçtikten sonra mümkün olabilir.

Okumaya devam et “ÇÖZGER RAPORUNA İTIRAZ HAKKI, HUKUKİ SÜREÇLER VE ÇÖZGER RAPORUNA ÖZET İTİRAZ KILAVUZU;”

LGS Sınavı Üzerine Akademik ve Hukuki Bir Değerlendirme;(17.06.2025T.)

Türkiye, 2024 yılı itibarıyla “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla kapsamlı bir eğitim reformuna geçiş yapmıştır. Bu model, ezberci anlayıştan uzak, öğrenciyi merkeze alan, süreç ve beceri odaklı bir yaklaşımı esas almakta; öğrencilerin yaparak, yaşayarak, eleştirel düşünme ve problem çözme becerileriyle donatılmasını amaçlamaktadır. Ancak, bu vizyoner modelin pratiğe tam anlamıyla yansıtılamadığı bir alan var: merkezi sınavlar. Özellikle Liselere Geçiş Sistemi (LGS) hâlâ çoktan seçmeli ve sınav odaklı yapısıyla uygulanmaya devam etmektedir.

Pedagojik Açıdan Bir Çelişki: Gelişimsel Hazırlık ve Psikolojik Dayanıklılık Açısından Bir Hezeyan;

Ergenlik dönemi, bireyin biyolojik, bilişsel ve duygusal olarak büyük değişimlerden geçtiği bir evredir. Bilimsel araştırmalar, frontal korteksin (özellikle karar verme, planlama ve stresle başa çıkma becerilerinden sorumlu beyin bölgesinin) gelişiminin 20’li yaşlara kadar tamamlanmadığını göstermektedir. Bu bağlamda, 13-14 yaşındaki bir bireyden/çocuktan yüksek düzeyde sınav performansı beklemek,üstelik ezbere dayalı bir modelde bunu beklemek gelişimsel doğaya aykırıdır. Sınavların neden olduğu stres ve kaygı düzeyi, çocuğun öğrenme potansiyelini bastırmakta; birçok alanda başarılı olabilecek bireyleri erken yaşta başarısızlık hissiyle tanıştırmaktadır.

Eğitimde Ölçme-Değerlendirme Anlayışı: Avrupa ve Dünya Perspektifi;

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile OECD raporları, başarı kavramının yalnızca akademik test sonuçlarıyla ölçülemeyeceğini defalarca vurgulamıştır. Avrupa ülkelerinde örneğin Finlandiya, Hollanda, Norveç gibi eğitim sistemlerinde merkezi sınavların etkisi asgariye indirilmiş; çocukların sanatsal, sosyal, sportif ve analitik becerileri bütüncül olarak değerlendirilmektedir. Bu ülkelerde eğitim politikaları, çocuğun bireysel öğrenme sürecine ve potansiyeline saygı gösterme ilkesine dayanmaktadır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu yönde bir dönüşüm iradesi göstermektedir. Ancak, bu modelin ruhuyla çelişen LGS gibi sınav uygulamaları, reformun özünü zedelemekte; sistemsel tutarsızlık ve model özelinde büyük bir çelişki yaratmaktadır.

Özel Gereksinimli ve Üstün Yetenekli Çocukların Durumu;

Özel gereksinimli çocuklar (disleksi, otizm, dikkat eksikliği vb.) ya da üstün zekâlı çocuklar, klasik sınav sistemlerinde en büyük dezavantajı yaşayan gruplardır. Bu çocuklar sıklıkla sınav kaygısı, zaman baskısı, farklı öğrenme stillerinin ve ihtiyaçlarının hatta bu ihtiyaçlarının özel eğitime muhtaçlık olduğunun görmezden gelinmesi gibi nedenlerle potansiyellerini sınav ortamında gösterememektedir. Oysa bir çocuk, matematikte basit işlem hataları yaparken fen bilimlerinde özgün hipotezler kurabilir; ezber sorularda zorlanırken yaratıcı yazarlıkta olağanüstü performans sergileyebilir. Özetle bir çocuk atomu parçalayabilme becerisine sahipken sıkıştırılmış saat aralıklarına sığdırılmış bir dizi ezbere dayalı dört işlemi yahut başka bir ezbere dayalı en basit soruya yoğun sınav kaygısı altında doğru cevap veremeyebilir ki çoğunlukla veremez. Kaldı ki, özel gereksinimli çocukların kaygı düzeyi ve eşiği olağan gelişim gösteren çocuklara oranla çok daha yüksektir. Bu bilimsel bir gerçektir. Bu bilimsel gerçekliği ve özel eğitime muhtaçlığı görmezden gelerek hala saatlere sığdırılmış, sıkıştırılmış birkaç soruyla çocukların başarısını değerlendirme geldiğimiz çağın olağan akışına, süreç odaklı yaklaşımın doğasına ve kapsayıcı eğitimin etiğine aykırıdır. Önce zihinlerdeki başarı algısını değiştirmek gerekmektedir. Zihinlerdeki engeli kaldırmak oldukça önemli bir bakış açısının geliştirilmesinde oldukça önemli rol oynayacağı tartışmasız gerçeği kanaatindeyim.

Bu durum, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, BM Özel Eğitim Hizmetleri Sözleşmesi, Salamanca Bildirisi, T.C Anayasası ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu kapsamında devletin fırsat eşitliği ve eğitimde kapsayıcılık yükümlülüğüyle de doğrudan ilişkilidir. Hukuki olarak devlet, her çocuğun potansiyeline uygun eğitimi almasını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük tüm devletlerin pozitif yükümlülüğüdür. Çünkü eğitim anayasal zorunlu en temel hak ve özgürlüklerdendir.

Okumaya devam et “LGS Sınavı Üzerine Akademik ve Hukuki Bir Değerlendirme;(17.06.2025T.)”

10-16 MAYIS ENGELLİLER HAFTASI KAPSAMINDA FARKINDALIK;

10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında, 15 Mayıs tarihinde TRT Türk ekranlarında yayımlanan “Rehber” programında canlı yayın konuğu olarak yer aldım. Engelli bireylerin haklarına dikkat çekmek, bu haftanın anlam ve önemini kamuoyuna aktarmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz bu özel yayın boyunca; Engelliler Haftası’nın neden var olduğu, neden kutlandığı ve neden kutlanması gerektiği üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk.

Program süresince, engelli bireylerin eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve erişilebilirlik başta olmak üzere temel hakları ele alınmış; toplumsal farkındalığın artırılması, eşit yaşam fırsatlarının güçlendirilmesi ve engellilik temelli ayrımcılıkla mücadeleye dair güncel mevzuat ve uygulamalara da yer verilmiştir.

Engelli bireylerin hak temelli bakış açısıyla ele alındığı bu değerli programın tamamını TRT Türk’ün Rehber program arşivinden ya da TRT Türk YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.

Üstün Yetenekli,  Üstün Zekalı Çocukların Bilsem Süreci, Eğitim Hakları ve Yasal Dayanakları: Öğretmen ve Ailelerin Sorumluluğu Üzerine Bir Değerlendirme;

Giriş:

Üstün yetenekli ve üstün zekalı çocuklar, bilişsel ve duyusal özellikleriyle akranlarından ayrışan, özel eğitime ve desteğe ihtiyaç duyan bireylerdir. Bu çocukların erken dönemde fark edilmesi, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda desteklenmesi, sadece bireysel gelişimlerini değil, toplumsal katkılarını da derinden etkileyen bir süreçtir. Türkiye’de bu çocukların eğitsel gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) faaliyet göstermektedir. Ancak bu süreç yalnızca BİLSEM ile sınırlı değildir. Öğretmenlerin, rehber öğretmenlerin ve ailelerin farkındalığı, bu çocukların sahip oldukları haklardan yararlanmaları açısından kritik öneme sahiptir.

Okumaya devam et “Üstün Yetenekli,  Üstün Zekalı Çocukların Bilsem Süreci, Eğitim Hakları ve Yasal Dayanakları: Öğretmen ve Ailelerin Sorumluluğu Üzerine Bir Değerlendirme;”

Özel Gereksinimli Adaylar İçin Büyük Müjde: YKS’de Ek Süre ve Özel Düzenlemeler Geri Geldi; 2015 Yılında Kazanılmasında Büyük Mücadeleler Vererek Kazanılmasına Büyük Ölçüde Katkıda Bulunduğum Hakları Yeniden Kazanmanın Büyük Mutluluğunu Yaşıyorum;

Okumaya devam et “Özel Gereksinimli Adaylar İçin Büyük Müjde: YKS’de Ek Süre ve Özel Düzenlemeler Geri Geldi; 2015 Yılında Kazanılmasında Büyük Mücadeleler Vererek Kazanılmasına Büyük Ölçüde Katkıda Bulunduğum Hakları Yeniden Kazanmanın Büyük Mutluluğunu Yaşıyorum;”

ÖSYM ENGELLİ DAİRE BAŞKANLIĞINA ÖZELLİKLE %40 ALTINDA KALAN ENGEL GRUPLARI İÇİN BASİT ÖRNEK DİLEKÇE;

Okumaya devam et “ÖSYM ENGELLİ DAİRE BAŞKANLIĞINA ÖZELLİKLE %40 ALTINDA KALAN ENGEL GRUPLARI İÇİN BASİT ÖRNEK DİLEKÇE;”

Ulusal Kanal Günaydın Türkiye Programı Canlı Yayın Konuğu Olarak YÖK’ün Disleksi, DEHB ve %40 Engel Oranı Altında kalan Adayların Elinden Aldığı Hakları Konuştuk;

Okumaya devam et “Ulusal Kanal Günaydın Türkiye Programı Canlı Yayın Konuğu Olarak YÖK’ün Disleksi, DEHB ve %40 Engel Oranı Altında kalan Adayların Elinden Aldığı Hakları Konuştuk;”

Özel Gereksinimli Bir Çocuğun Okul Tarafından RAM’a Yönlendirme Yükümlülüğüne Dair BİPOLAR tanısı olan Çocuk Lehine Hüküm(Tıbbi ve RAM Raporu Olmayan bir Çocuk) (21.02.2025 Tarihli Mahkeme İlamı)

Açmış olduğum dava da özel gereksinimli çocuk için okul tarafında özel eğitim hakkında aile bilgilendirilmemiş ve çocuk RAM’a yönlendirilmemiştir. Çocuk özelinde okul tarafından çocuğun durumu bilindiği halde olağan gelişim gösteren bir çocuk gibi genel müfredata tabii tutulmuş hakkında hiç bir yasal tedbir ve önlem alınmamıştır. Çocuğun eğitim ve öğretim hakkı ihlal edilmiş bu bağlamda çocuk üstün yararı göz ardı edilerek ağır ihmalde bulunulmuştur. İşbu gerekçeler ile mahkeme tarafından çocuk lehine hüküm kurulmuştur. Söz konusu mahkeme ilamını aşağıda paylaşıyorum.

Okumaya devam et “Özel Gereksinimli Bir Çocuğun Okul Tarafından RAM’a Yönlendirme Yükümlülüğüne Dair BİPOLAR tanısı olan Çocuk Lehine Hüküm(Tıbbi ve RAM Raporu Olmayan bir Çocuk) (21.02.2025 Tarihli Mahkeme İlamı)”

Okulun Özel Gereksinimli Bir Çocuğu RAM’a Yönlendirme Yükümlülüğüne ilişkin Emsal Mahkeme Kararı(31.12.2024 Tarihli İlam)

DEHB’Lİ VE KAN HASTALIĞI OLAN BİR DEVLET LİSESİ ÖĞRENCİSİ İÇİN HAK KAYIPLARI, HAK İHLALLERİ SEBEBİYLE TARAFIMCA AÇILMIŞ BİR DAVADA; (ÇÖZGER ve TIBBİ HİÇ BİR RAPORU OLMAYAN BİR ÖĞRENCİ)

Açmış olduğum dava da özel gereksinimli çocuk için okul tarafında özel eğitim hakkında aile bilgilendirilmemiş ve çocuk RAM’a yönlendirilmemiştir. Çocuk özelinde okul tarafından çocuğun durumu bilindiği halde olağan gelişim gösteren bir çocuk gibi genel müfredata tabii tutulmuş hakkında hiç bir yasal tedbir ve önlem alınmamıştır. Çocuğun eğitim ve öğretim hakkı ihlal edilmiş bu bağlamda çocuk üstün yararı göz ardı edilerek ağır ihmalde bulunulmuştur. İşbu gerekçeler ile mahkeme tarafından çocuk lehine hüküm kurulmuştur. Söz konusu mahkeme ilamını aşağıda paylaşıyorum.

Okumaya devam et “Okulun Özel Gereksinimli Bir Çocuğu RAM’a Yönlendirme Yükümlülüğüne ilişkin Emsal Mahkeme Kararı(31.12.2024 Tarihli İlam)”

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑