Giriş

Eğitim hakkı, bireyin yalnızca bilgiye ulaşmasını sağlayan bir hak değil; aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin en önemli görünüm biçimlerinden biridir. Anayasa’nın 42. maddesi ile güvence altına alınan eğitim hakkı, devletin yalnızca eğitim hizmeti sunmasını değil, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almasını da zorunlu kılmaktadır.

Bu anayasal yükümlülüğün bir sonucu olarak özel öğretim kurumları da yalnızca ticari faaliyet yürüten eğitim kuruluşları değildir. Kanun koyucu, kamu yararı ile eğitim hizmetinin niteliğini birlikte değerlendirerek özel öğretim kurumlarına birtakım sosyal yükümlülükler yüklemiştir. Bunlardan biri de öğrenim gören öğrenci sayısının EN AZ YÜZDE ÜÇÜ ORANINDA ÜCRETSİZ ÖĞRENCİ okutma yükümlülüğüdür. Ne var ki uygulamada bu yükümlülüğün kapsamı konusunda ciddi tereddütler bulunmaktadır. Özellikle özel okul yöneticileri, veliler ve hatta uygulayıcılar arasında ücretsiz okutulacak öğrencilerin yalnızca şehit veya gazi çocuklarından ibaret olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Buna karşılık bazı özel okullar, boş kontenjanları bulunmasına rağmen Kanun’un 13. maddesinde sayılan gruplar dışında kalan öğrencilerin başvurularını hiç almamakta veya değerlendirmeye dahi tabi tutmamaktadır.

Bu uygulamanın yürürlükteki mevzuat karşısındaki hukuki durumu ise yeterince tartışılmış değildir.

ÖZELLİKLE 3 OCAK 2025 TARİHİNDE MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NİN 57, 58 VE 59. MADDELERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER ile 2026 ÜCRETSİZ OKUTULACAK ÖĞRENCİ/KURSİYER YERLEŞTİRME KILAVUZU BİRLİKTE değerlendirildiğinde, ücretsiz öğrenci sisteminin yalnızca Kanun’un 13. maddesinde sayılan öncelikli öğrencilerden ibaret olmadığı yönünde önemli değerlendirmeler yapılmasına imkân sağlayan yeni bir hukuki çerçeve ortaya çıkmıştır.

Bu çalışma hazırlanırken yalnızca tek bir mevzuat metni esas alınmamıştır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği, Yönetmeliğin EK-7 ve EK-8 formları ile 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzu birlikte incelenmiş; hükümler lafzî, sistematik ve amaçsal yorum yöntemleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ayrıca eğitim hakkı, eşitlik ilkesi ve sosyal devlet ilkesi bakımından ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar da dikkate alınmıştır.

Bu çalışmanın amacı, yalnızca yürürlükteki mevzuatı aktarmak değildir. Aksine, mevzuat hükümleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak, uygulamada yaşanan tereddütleri değerlendirmek ve özellikle boş kalan ücretsiz öğrenci kontenjanlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin hukuki bir bakış açısı sunmaktır.

Bu kapsamda cevap aranacak temel sorular şunlardır:

Özel öğretim kurumlarının %3 oranında ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün hukuki niteliği nedir?

Kanun’un 13. maddesinde sayılan öğrencilere tanınan “öncelik” ne ifade etmektedir?

Öncelikli öğrenci grupları dışında kalan öğrenciler ücretsiz eğitim için başvurabilir mi?

Yönetmeliğin 57, 58 ve 59. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde nasıl bir başvuru sistemi ortaya çıkmaktadır?

EK-7 Başvuru Formu ve EK-8 Değerlendirme Formunun hukuki işlevi nedir?

ÇÖZGER raporlu veya özel gereksinimli öğrenciler ücretsiz öğrenci kontenjanlarından yararlanabilir mi?

Boş kalan kontenjanların doldurulması özel okul açısından bir yükümlülük müdür?

Başvurunun alınmaması veya değerlendirilmeden reddedilmesi hâlinde hangi idari ve yargısal yollar işletilebilir?

Bu soruların cevapları, yalnızca mevzuat hükümleri tek tek aktarılmak suretiyle değil; normlar arasındaki bağlantı kurulmak, yönetmelik hükümleri Kanun ile birlikte değerlendirilmek ve uygulamanın doğurduğu sonuçlar hukuki açıdan yorumlanmak suretiyle ele alınacaktır.

Bu nedenle çalışma boyunca zaman zaman mevzuat hükümleri aynen aktarılacak, ardından bu hükümlerin hukuk tekniği bakımından nasıl anlaşılması gerektiği değerlendirilecek ve son olarak ulaşılan hukuki sonuç açıklanacaktır.

I. Özel Öğretim Kurumlarının Ücretsiz Öğrenci Okutma Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği : Özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü, uygulamada zaman zaman “sosyal sorumluluk uygulaması”, “kurum inisiyatifi” veya “burs politikası” olarak değerlendirilmektedir. Oysa bu nitelendirme hukuken isabetli değildir.

Çünkü 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesi, özel öğretim kurumlarına tanınmış isteğe bağlı bir burs sistemi değil; doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan emredici bir yükümlülük öngörmektedir. Kanun koyucu, “ücretsiz öğrenci okutabilir” dememiş; “ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdür” ifadesini kullanmıştır. Bu ifade, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma konusunda takdir yetkisine sahip olmadığını, aksine bu yükümlülüğü yerine getirmek zorunda olduklarını göstermektedir.

Bu noktadan hareketle yapılacak hukuki değerlendirmelerde ilk olarak Kanun’un 13. maddesinin lafzı ayrıntılı biçimde incelenecek, ardından bu hükmün Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile nasıl somutlaştırıldığı ortaya konulacaktır.

II. 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. Maddesinin Ayrıntılı İncelenmesi :

Özel öğretim kurumlarında ücretsiz öğrenci okutulmasına ilişkin temel düzenleme, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesinde yer almaktadır. Kanunun ilgili hükmü, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünü düzenlemekle birlikte, bu yükümlülüğün kapsamını ve öncelikli öğrenci gruplarını da belirlemektedir. İlk bakışta oldukça kısa görünen bu madde, uygulamada ortaya çıkan birçok hukuki tartışmanın da temelini oluşturmaktadır. Nitekim özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci kabul etme yükümlülüğünün sınırları, öncelikli öğrenci gruplarının kapsamı ve boş kalan kontenjanların nasıl değerlendirileceği hususları, bu maddenin nasıl yorumlanacağına bağlıdır.

Bu nedenle madde, yalnızca lafzı esas alınarak değil; amacı, sistematiği ve Yönetmelik hükümleri ile birlikte değerlendirilmelidir.

A. “Ücretsiz Öğrenci Okutmakla Yükümlüdür” İfadesinin Hukuki Anlamı

Kanunun ilk cümlesinde yer alan;

“Kurumlar, öğrenim gören öğrenci sayısının yüzde üçünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdür.”

hükmü, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutmasını bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken kavram “yükümlüdür” kelimesidir.

Kanun koyucu;

  • “ücretsiz öğrenci okutabilir”,
  • “ücretsiz öğrenci okutması teşvik edilir”,
  • “ücretsiz öğrenci okutması tavsiye edilir”

şeklinde seçimlik veya isteğe bağlı ifadeler kullanmamıştır. Bunun yerine doğrudan emredici nitelikte “yükümlüdür” ifadesini tercih etmiştir. Hukuk tekniği bakımından bu ifade, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma konusunda takdir yetkisine sahip olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla özel öğretim kurumu; “Bu yıl ücretsiz öğrenci almak istemiyoruz.” Veya “Kontenjanımızı kullanmıyoruz.” şeklinde bir irade ortaya koyamaz.

Kanundan doğan yükümlülük, kurumun iradesinden bağımsız olarak yerine getirilmesi gereken bir kamu hukuku yükümlülüğüdür. Bu yönüyle ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü, özel öğretim kurumlarının eğitim hizmeti sunmaları karşılığında üstlendikleri sosyal sorumluluğun kanuni bir yansımasıdır.

B. “%3’ten Az Olamaz” Düzenlemesinin Hukuki Niteliği :

Kanunda yer alan ikinci önemli ifade ise; “yüzde üçünden az olmamak üzere”  ibaresidir. Bu ifade, ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün alt sınırını belirlemektedir.

Başka bir ifadeyle Kanun, özel öğretim kurumlarına en az %3 oranında ücretsiz öğrenci okutma zorunluluğu getirmektedir. Ayrıca Bakanlık tarafından bu oran %10!a kadar arttırılabilir.

Bu oranın altında kalınması mümkün değildir.

Örneğin;

  • 100 öğrencisi bulunan bir okulun en az 3,
  • 500 öğrencisi bulunan bir okulun en az 15,
  • 1.000 öğrencisi bulunan bir okulun ise en az 30 öğrenciyi ücretsiz okutması gerekmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise Kanunun yalnızca alt sınırı belirlemiş olmasıdır.

Kanun aynı maddede Millî Eğitim Bakanlığına bu oranı %10’a kadar artırma yetkisi tanımıştır. Buna karşılık oranı %3’ün altına düşürme yönünde herhangi bir yetki verilmemiştir. Bu durum, ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün eğitim hakkının korunmasına yönelik asgari bir güvence olarak kabul edildiğini göstermektedir.

C. Kanunun Öncelik Tanıdığı Öğrenci Grupları

Kanunun devamında;

  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu,
  • 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun,
  • 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu,
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

kapsamında harp veya vazife malulü sayılan kişilerin ilk ve ortaöğretim çağındaki çocukları ile haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklara öncelik verileceği düzenlenmiştir.

Burada önemle vurgulanması gereken husus, Kanunun “öncelik verilir” ifadesini kullanmış olmasıdır. Hukuk dilinde “öncelik”, belirli bir grubun diğer başvurulara göre önce değerlendirilmesini ifade eder. Bu kavram, tek başına diğer bütün başvuru sahiplerinin sistem dışında bırakıldığı anlamına gelmez. Eğer kanun koyucunun iradesi yalnızca bu grupların ücretsiz eğitim hakkından yararlanması yönünde olsaydı, “yalnızca”, “sadece” veya “bunlardan ibarettir” gibi sınırlayıcı ifadelerin kullanılması beklenirdi. Bu nedenle Kanunun lafzı, ücretsiz eğitim hakkını yalnızca bu öğrenci gruplarıyla sınırlayan açık bir hüküm içermemektedir.

D. Kanunun Yönetmeliğe Bıraktığı Alan :

5580 sayılı Kanun, ücretsiz okutma yükümlülüğünü ve öncelikli grupları belirlemekle yetinmiş; uygulamanın ayrıntılarını düzenlememiştir. Başvuru usulü, yerleştirme sistemi, değerlendirme kriterleri, boş kontenjanların nasıl doldurulacağı, mevzuat eki olan, EK-7 ve EK-8 formlarının nasıl kullanılacağı, ücretsiz öğrenci değerlendirme kurulunun görevleri Kanunda yer almamaktadır.

Bu hususlar Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ne bırakılmıştır. Dolayısıyla Kanun’un doğru yorumlanabilmesi için Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Aksi hâlde yalnızca Kanun metni üzerinden yapılacak bir yorum, uygulamada Yönetmelikle getirilen ikinci değerlendirme mekanizmasının gözden kaçırılmasına neden olabilir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRMEM :

Kanaatimce 5580 sayılı Kanun’un 13. maddesi iki temel ilke üzerine kurulmuştur. Birincisi, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutması bir tercih değil, kanundan doğan zorunlu bir yükümlülüktür. İkincisi ise Kanun, belirli öğrenci gruplarına öncelik tanımış olmakla birlikte, ücretsiz eğitim hakkını yalnızca bu öğrencilerle sınırlayan açık bir düzenleme getirmemiştir.

Bu noktada Kanun’un sessiz kaldığı alanlar, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile doldurulmuştur. Bu nedenle Kanun’un 13. maddesinin kapsamını belirleyebilmek için Yönetmeliğin özellikle 57, 58 ve 59. maddelerinin birlikte okunması zorunludur.

Benim değerlendirmeme göre bu çalışma ilerledikçe asıl tartışma da burada başlayacaktır. Çünkü Yönetmelikte kullanılan “Kanunun 13. maddesine göre öncelik verilen çocukların dışında…” ibaresi, ücretsiz öğrenci sisteminin yalnızca öncelikli gruplardan ibaret olup olmadığı sorusunu yeniden değerlendirmeyi gerektirmektedir.

III. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 57. Maddesinin Sistematik İncelenmesi :

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesi, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünü ve öncelikli öğrenci gruplarını belirlemiş; ancak bu yükümlülüğün uygulamada nasıl yerine getirileceğine ilişkin ayrıntıları düzenlememiştir.

Kanunun doğal devamı niteliğinde olan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ise ücretsiz öğrenci sisteminin nasıl işleyeceğini ayrıntılı olarak ortaya koymaktadır. Bu nedenle Kanun ile Yönetmelik arasında bir hiyerarşi değil, tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Kanun genel çerçeveyi çizerken; Yönetmelik uygulamayı düzenlemektedir. Dolayısıyla ücretsiz öğrenci sistemi yalnızca Kanun okunarak değil, Yönetmelik hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde anlaşılabilir.

Kanaatimce uygulamada yapılan en büyük hata da tam olarak burada başlamaktadır. Pek çok değerlendirme yalnızca Kanun’un 13. maddesine dayanmakta; Yönetmeliğin ücretsiz öğrenci sistemini nasıl şekillendirdiği ise göz ardı edilmektedir. Oysa Yönetmeliğin 57, 58 ve 59. maddeleri birlikte okunduğunda oldukça farklı bir sistem ortaya çıkmaktadır.

1. Yönetmeliğin 57. Maddesi Ne Amaçlamaktadır?

57’inci madde incelendiğinde ilk dikkat çeken husus, Yönetmeliğin ücretsiz öğrenci sistemini tek aşamalı değil, çok aşamalı olarak düzenlemiş olmasıdır.  Kanaatimce Yönetmelik üç temel aşama öngörmektedir.

Birinci aşama : Kanunun 13. maddesinde öncelik verilen öğrencilerin belirlenmesi.

İkinci aşama :Bu öğrencilerin Bakanlık tarafından merkezi sistem üzerinden yerleştirilmesi.

Üçüncü aşama :Boş kalan ücretsiz öğrenci kontenjanlarının kurum bünyesinde değerlendirilmesi. İşte uygulamadaki tartışmaların büyük bölümü üçüncü aşamada ortaya çıkmaktadır.

2. Öncelik Kavramı Yönetmelikte Nasıl Uygulanmaktadır?

Kanun “öncelik verilir” demiştir. Yönetmelik ise bu önceliğin nasıl kullanılacağını açıklamaktadır.

Öncelikli öğrenciler;

  • merkezi başvuru yapmaktadır,
  • başvurular elektronik sisteme işlenmektedir,
  • Bakanlık puan üstünlüğüne göre yerleştirme yapmaktadır,
  • okulun ücretsiz kontenjanına bu öğrenciler öncelikle yerleştirilmektedir.

Dolayısıyla öncelik hakkı; okul müdürünün takdirine bırakılmamıştır. Bu sistemin kurulmasının amacı da ülke genelinde objektif ve eşit bir yerleştirme yapılmasını sağlamaktır.

3. Merkezi Yerleştirme Sonunda Kontenjan Dolmazsa Ne Olacaktır? İşte kanaatimce bütün tartışmanın düğümlendiği nokta burasıdır. Kanun bu konuda açık bir düzenleme yapmamıştır. Ancak Yönetmelik burada devreye girmektedir. 57 ve 58. maddeler birlikte incelendiğinde; öncelikli öğrencilerin yerleştirilmesinden sonra kalan ücretsiz öğrenci kontenjanlarının nasıl değerlendirileceği ayrıca düzenlenmiştir. Bu durum son derece önemlidir. Çünkü eğer kanun koyucu yalnızca Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrencilerin ücretsiz eğitim hakkından yararlanmasını istemiş olsaydı; boş kontenjanların nasıl doldurulacağını düzenlemeye ihtiyaç bulunmazdı. Yönetmeliğin bu konuda ayrıca hüküm kurmuş olması tesadüfi değildir.

4. Yönetmeliğin Kurduğu İkinci Başvuru Sistemi :

Yönetmeliğin dikkatle okunması hâlinde ücretsiz öğrenci sisteminin aslında iki ayrı başvuru mekanizmasından oluştuğu görülmektedir.

Birinci mekanizma;

Kanunun 13. maddesinde öncelik verilen öğrenciler içindir.

İkinci mekanizma ise;

öncelikli öğrenciler dışında kalan ve ücretsiz okumak isteyen öğrenciler bakımından işletilmektedir. İşte burada Yönetmeliğin kullandığı ifade büyük önem taşımaktadır. Çünkü Yönetmelik;

“Kanunun 13 üncü maddesine göre öncelik verilen çocukların dışında kurumda ücretsiz okumak isteyen öğrenci veya kursiyerler…” şeklinde yeni bir öğrenci grubundan söz etmektedir.

Kanaatimce bu ifade bilinçli olarak seçilmiştir. Burada artık Yönetmelik; yalnızca öncelikli öğrencileri anlatmamaktadır. Onların dışında kalan ikinci bir başvuru grubunu da tanımlamaktadır.

5. “Diğer Öğrenciler” Kimlerdir?

İşte kitabın en önemli sorusu budur. Yönetmelik; “diğer öğrenciler” demektedir. Ancak bunların kim olduğunu tek tek saymamaktadır. Bu noktada iki farklı yorum mümkündür.

Birinci yorum

“Diğer öğrenciler” ifadesi yalnızca okulda hâlihazırda kayıtlı bulunan öğrencileri kapsamaktadır.

İkinci yorum

Bu ifade; Kanunun 13. maddesi kapsamı dışında kalan bütün öğrencileri kapsayabilecek geniş bir başvuru alanı oluşturmaktadır. Kanaatimce Yönetmeliğin lafzı ikinci yoruma daha yakındır. Çünkü Yönetmelik herhangi bir sınırlama getirmemektedir. “Şu öğrenciler” dememektedir. “Bunlar hariç” dememektedir. Doğrudan; “Kanunun 13 üncü maddesine göre öncelik verilen çocukların dışında…” ifadesini kullanmaktadır.

Dolayısıyla hukuk tekniği bakımından ikinci başvuru grubunun kapsamının daraltılması ancak açık bir düzenleme ile mümkün olabilir. Mevcut Yönetmelikte ise böyle bir sınırlama bulunmamaktadır.

6. Yönetmelik Neden EK-7 ve EK-8’i Getirmiştir?

Öncelikle EK-7 ve EK-8 Nedir Detaylı İnceleyelim :

EK-7 ve EK-8, 5580 sayılı Kanunun eki değil; Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin ekleridir. Güncel hâlleri 3 Ocak 2025 tarihli değişiklikle düzenlenmiştir.

EK-7 nedir?

EK-7’nin tam adı: Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenci/Kursiyer Başvuru Formu

Bu formda öğrenci veya kursiyer hakkında şu bilgiler yer alır:

  1. Adı ve soyadı
  2. T.C. kimlik numarası
  3. Okuldaki sınıfı veya diğer kurumlarda devam edeceği öğretim programı
  4. Bir önceki yılın yıl sonu başarı puanı
  5. Anne-babanın durumu
  6. Rapora bağlı engel durumu
  7. Ailenin aylık toplam geliri
  8. Ailenin konut ve öğrenim gören diğer çocuklara ilişkin durumu
  9. Veli veya başvuranın beyanı ve taahhüdü

Burada senin soruna doğrudan cevap veren çok önemli bir bölüm var:

Anne, baba, kardeş veya öğrenci/kursiyerin yüzde 40 ve üzeri oranında engelli olması, EK-7’de açıkça değerlendirme bilgisi olarak yer almaktadır. Yani ÇÖZGER veya engelli sağlık kurulu raporu bulunan bir öğrenci, sistemin dışında değildir. Tam tersine, öğrencinin veya aile bireylerinden birinin rapora bağlı engellilik durumu başvuru formunda özellikle sorulmaktadır.

EK-8 nedir?

EK-8’in tam adı: Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenci ve Kursiyer Başvuruları Değerlendirme Formu

EK-7’de beyan edilen ve belgelerle doğrulanan bilgiler, EK-8’de puana dönüştürülür. Güncel EK-8’de başlıca değerlendirme ölçütleri şunlardır:

1. Bir önceki yılın yıl sonu başarı puanı

Ortaokul ve ortaöğretim öğrencileri için başarı puanı değerlendirmeye alınır. İlkokul öğrencilerinde ve ortaokul 5. sınıfa başlayacak öğrencilerde başarı puanı dikkate alınmaz. Bu husus 2026 Kılavuzunda da açıkça belirtilmiştir.

2. Anne-baba durumu

  • Anne ve babanın her ikisinin vefat etmiş olması: +15 puan (değişkenlik gösterebilir, yaklaşık olarak verilmiştir.)
  • Anne veya babadan birinin vefat etmiş olması: +10 puan (değişkenlik gösterebilir, yaklaşık olarak verilmiştir.)
  • Anne ve babanın ayrı olması: +5 puan (değişkenlik gösterebilir, yaklaşık olarak verilmiştir.)

3. Rapora bağlı engel durumu

  • Anne, baba, kardeş veya öğrenci/kursiyerin yüzde 40 ve üzeri oranında engelli olması hâlinde +5 puan verilir. (değişkenlik gösterebilir, yaklaşık olarak verilmiştir.)

Engellilik durumunun;

  • üniversite hastanesinden,
  • eğitim ve araştırma hastanesinden,
  • tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan raporla belgelenmesi öngörülmüştür.

4. Ailenin aylık toplam geliri

Gelir azaldıkça puan yükselmektedir:

  • Asgari ücretten az: +50
  • Asgari ücret ile 1,5 katı arasında: +40
  • Asgari ücretin 1,5 katından fazla, 2 katından az: +30
  • Asgari ücretin 2 katından fazla, 2,5 katından az: +20
  • Asgari ücretin 2,5 katından fazla, 3 katından az: +10Asgari ücretin 3 katından fazla, 3,5 katından az: −10
  • Bu puanların hepsi değişkenlik gösterebilir güncel olarak formları kontrol etmek gerekir. Kesin bilgi ve değişmez bilgi değildir.  Örneklemek adına verilmiştir.
  • Formun devamında ailede öğrenim gören diğer çocuklar, konut durumu ve özel başarılar gibi ölçütler de puanlamaya dâhil edilmektedir. Ayrıca olimpik/paralimpik branşlarda veya TÜBİTAK yarışmalarında derece alan öğrencilere ilave puan imkânı tanınmıştır.
  • BUNUN HUKUKİ SONUCU NEDİR?
  • Bu formlar önceki değerlendirmemizi açıkça güçlendiriyor:
  • Engelli veya özel gereksinimli öğrenci, Kanunun 13. maddesinde sayılan öncelikli gruplardan birinde olmasa bile ücretsiz okuma başvurusu yapabilir.
  • Çünkü Yönetmeliğin 58/1. maddesi, Kanunun 13. maddesindeki çocuklar dışında kalan öğrencilerin de kuruma kayıt sırasında EK-7 formunu doldurarak başvurabileceğini açıkça düzenlemektedir. Yönetmeliğin 57/2 ve 57/3. maddelerine göre kontenjanın merkezi yerleştirmeyle dolmaması hâlinde bu öğrenciler EK-7 ve EK-8’e göre değerlendirilir.
  • Dahası, engellilik yalnızca başvuruya engel değildir; EK-8’de ayrıca +5 puan sağlayan olumlu bir değerlendirme ölçütüdür.
  • Ancak ÇÖZGER bakımından önemli teknik ayrım :
  • Formda eski mevzuat diliyle “yüzde 40 ve üzeri engelli” ifadesi kullanılmaktadır. Oysa 18 yaş altındaki çocukların güncel ÇÖZGER raporlarında çoğu zaman doğrudan yüzde oranı yerine;
  • özel gereksinimi vardır,
  • hafif düzeyde özel gereksinimi vardır,
  • orta düzeyde özel gereksinimi vardır,
  • ileri düzeyde özel gereksinimi vardır,
  • çok ileri düzeyde özel gereksinimi vardır,
  • belirgin özel gereksinimi vardır,
  • özel koşul gereksinimi vardır  şeklinde tanımlamalar kullanılmaktadır.
  • Bu nedenle bir ÇÖZGER raporunun EK-7’deki yüzde 40 şartını karşılayıp karşılamadığı, ÇÖZGER mevzuatındaki karşılık tablosuna göre değerlendirilmelidir. Ancak bu, öğrencinin başvuru yapmasına engel değildir; en fazla engellilik nedeniyle verilecek +5 puanın uygulanıp uygulanmayacağı bakımından önem taşır.
  • NET SONUÇ    :
  • ÇÖZGER raporlu öğrenci ücretsiz özel okul kontenjanına başvurabilir.
  • Ancak:
  • Kanunun 13. maddesindeki öğrenciler önceliklidir.
  • Kontenjanın boş kalması gerekir.
  • Öğrenci EK-7 ile başvurur.
  • EK-8 üzerinden puanlanır.
  • Engellilik durumu şartlarını taşıyorsa ayrıca +5 puan alır.
  • Yalnızca engelli olmak otomatik yerleşme hakkı vermez; fakat başvuru ve değerlendirme hakkı verir.
  • Kanaatimce bu sorunun cevabı da aynı noktaya çıkmaktadır. Eğer yalnızca Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrencilerücretsiz okutulacak olsaydı; EK-7, EK-8,puanlama sistemi, ücretsiz Öğrenci Değerlendirme Kurulu, gelir değerlendirmesi, engel durumu, kardeş sayısı, başarı puanı, gibi kriterlerin büyük kısmına ihtiyaç kalmazdı.
  • Çünkü Kanunun öncelik verdiği öğrenciler bakımından öncelik zaten kanundan doğmaktadır.
  • Oysa Yönetmelik ayrıca ayrıntılı bir puanlama sistemi kurmuştur.
  • Bu durum da ikinci başvuru grubunun varlığını güçlendiren önemli göstergelerden biridir.
  • HUKUKİ DEĞERLENDİRMEM      :
  • Kanaatimce Yönetmeliğin 57. maddesi tek başına okunduğunda dahi ücretsiz öğrenci sisteminin yalnızca Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrenci gruplarından ibaret olmadığı yönünde güçlü işaretler vermektedir.
  • Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus bulunmaktadır.
  • Bu değerlendirme, “Kanunun 13. maddesi kapsamı dışında kalan her öğrenci mutlaka ücretsiz okutulur.” anlamına gelmemektedir.
  • Böyle bir sonuç ne Kanunda ne de Yönetmelikte yer almaktadır.
  • Kanaatimce Yönetmeliğin ortaya koyduğu sistem şudur: Öncelikli öğrenciler yerleştirilir. Kontenjan dolmazsa ikinci başvuru sistemi işletilir. Bu ikinci sistemde öğrenciler EK-7 ve EK-8 kapsamında değerlendirilir.

Dolayısıyla burada doğrudan ücretsiz eğitim hakkı değil; başvuru ve değerlendirilme hakkı söz konusudur. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü hukuki tartışmanın merkezinde de tam olarak bu husus bulunmaktadır.

IV. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 58. Maddesinin Hukuki Analizi: Başvuru Hakkı mı, Hak Sahipliği mi?

Ücretsiz öğrenci sistemine ilişkin tartışmaların büyük bölümü, Yönetmeliğin 58. maddesinde yer alan tek bir cümleden kaynaklanmaktadır. Kanaatimce bu cümle, yalnızca ücretsiz öğrenci sisteminin değil, aynı zamanda Kanun’un 13. maddesinin uygulamadaki kapsamının da belirlenmesinde anahtar rol oynamaktadır.

Bu nedenle 58. madde yalnızca lafzı esas alınarak değil; Kanun, Yönetmeliğin 57 ve 59. maddeleri ile birlikte sistematik olarak değerlendirilmelidir.

1. Yönetmeliğin 58. Maddesi Ne Düzenlemektedir?

  • madde incelendiğinde, Kanun’un 13. maddesinde öncelik verilen öğrencilerin dışında kalan başvurular için ayrı bir usul öngörüldüğü görülmektedir.

Burada özellikle dikkat çeken ifade şudur:

“Kanunun 13 üncü maddesine göre öncelik verilen çocukların dışında kurumda ücretsiz okumak isteyen öğrenci veya kursiyerler…”

Kanaatimce bu cümlede yer alan “ücretsiz okumak isteyen” ifadesi tesadüfen seçilmiş değildir. Çünkü burada Yönetmelik; “ücretsiz okutulacak öğrenciler” dememektedir. “ücretsiz okumak isteyen öğrenciler” demektedir. Bu ifade hukuk tekniği bakımından önemlidir. Çünkü burada düzenlenen husus; hak sahipliği değil, başvuru usulüdür.

Başka bir ifadeyle Yönetmelik, bu aşamada henüz hiçbir öğrenciye ücretsiz eğitim hakkı tanımamaktadır. Yalnızca başvuru yapılabilecek ikinci bir mekanizma oluşturmaktadır. Bu ayrım uygulamada çoğu zaman gözden kaçmaktadır.

2. Başvuru Hakkı ile Hak Sahipliği Aynı Şey Değildir :

İdare hukukunda; başvuru hakkı, hak sahipliği anlamına gelmez. Bir kişinin başvuru yapabilmesi; başvurusunun kabul edileceği anlamına gelmediği gibi, başvurusunun reddedileceği anlamına da gelmez. Başvuru hakkı; kişinin idare tarafından değerlendirilme hakkını ifade eder.

Dolayısıyla Yönetmeliğin 58. maddesinde düzenlenen sistem de kanaatimce tam olarak budur. Öncelikli öğrenciler dışında kalan öğrenciler; başvurabilir.

  • Başvuruları alınır.
  • EK-7 doldurulur.
  • Belgeler incelenir.
  • EK-8 oluşturulur.
  • Daha sonra değerlendirme yapılır.

DOLAYISIYLA YÖNETMELİK;

BAŞVURUYU MÜMKÜN KILMAKTADIR. HAK SAHİPLİĞİ İSE DEĞERLENDİRME SONUCUNDA ORTAYA ÇIKMAKTADIR.

3. Başvuru Neden Önemlidir?

Kanaatimce bu sorunun cevabı doğrudan hukuk devleti ilkesinde yatmaktadır.

Eğer bir öğrenciye başvuru hakkı tanınmışsa; idarenin; “Başvurunu almıyorum.” demesi mümkün değildir. Çünkü değerlendirme yapılmadan önce başvurunun reddedilmesi; başvuru hakkının kullanılmasını engellemektedir. Bu durumda artık tartışma; ücretsiz eğitim hakkından çıkmakta; idari işlemin hukuka uygunluğu tartışmasına dönüşmektedir.

4. Başvurunun Alınmaması Hukuken Ne Sonuç Doğurur?

Kanaatimce burada iki farklı durum birbirinden ayrılmalıdır.

Birinci ihtimal .

  • Başvuru alınmıştır.
  • Değerlendirme yapılmıştır.
  • Puan oluşmuştur.
  • Kurul karar vermiştir.
  • Bu durumda idarenin işlemi artık esasa ilişkindir.

Yargı;

  • kurul kararını,
  • puanlamayı,
  • takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığını denetleyecektir.

İkinci ihtimal  :

  • Başvuru hiç alınmamıştır.

İşte kanaatimce hukuki sorun burada başlamaktadır.

Çünkü; başvuru alınmadığında;

  • EK-7 oluşmamaktadır.
  • EK-8 oluşmamaktadır.
  • Kurul değerlendirmesi yapılamamaktadır.

Dolayısıyla öğrenci; değerlendirilme hakkını kullanamamaktadır. Kanaatimce bu durum yalnızca ücretsiz eğitim hakkı bakımından değil; idari başvuru hakkı bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir.

5. “Başvuramaz” Diyebilmek İçin Açık Kanuni Dayanak Gerekir  :

İdare hukukunun temel ilkelerinden biri; idarenin bütün işlemlerinin kanuna dayanması zorunluluğudur. Bir kişiye; başvuramaz, müracaat edemez, değerlendirmeye alınamaz denilebilmesi için açık bir mevzuat hükmü bulunmalıdır. İncelediğimiz Kanun’da; “Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrenciler dışında hiçbir öğrenci başvuramaz.” şeklinde bir hüküm bulunmamaktadır.

Yönetmelikte de; “başvurular alınmaz” şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Tam tersine Yönetmelik, Kanunun 13. maddesinde öncelik verilen öğrencilerin dışında kalan başvurular için usul belirlemektedir. Kanaatimce bu husus son derece önemlidir.

6. ÇÖZGER Raporlu Öğrenciler Açısından Değerlendirme : Tam da bu noktada özel gereksinimli öğrenciler bakımından şu soru ortaya çıkmaktadır: ÇÖZGER raporlu bir öğrenci, Kanun’un 13. maddesinde sayılan öncelikli gruplardan biri değildir. Peki başvuru yapabilir mi? Kanaatimce mevcut Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; EVET, BAŞVURU YAPABİLMELİDİR. ANCAK BURADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN AYRIM ŞUDUR:

Bu değerlendirme;

  • öğrencinin mutlaka ücretsiz okutulacağı anlamına gelmez.

BENİM HUKUKİ YORUMUM;

  • başvuru hakkının bulunduğu,
  • başvurunun alınması gerektiği,
  • EK-7 ve EK-8 kapsamında değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu yönündedir.

Sonucun ne olacağı ise;

  • puanlama,
  • kontenjan,
  • kurul değerlendirmesi
  • ve diğer objektif kriterlere göre belirlenecektir

HUKUKİ KANAATİM    :

Bu bölümün sonunda ulaştığım hukuki kanaat şudur: Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 58. maddesi, Kanun’un 13. maddesinde sayılan öncelikli öğrencilere ek olarak ikinci bir başvuru mekanizması kurmaktadır. Bu mekanizma, doğrudan ücretsiz eğitim hakkı tanımamakta; ancak başvuru ve değerlendirilme hakkını düzenlemektedir.

Bu nedenle, boş kontenjan bulunduğu hâlde sırf Kanun’un 13. maddesinde sayılan gruplar arasında yer almadığı gerekçesiyle bir öğrencinin başvurusunun hiç alınmaması, Yönetmeliğin öngördüğü başvuru ve değerlendirme sisteminin işletilmemesi sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda öncelikle idari başvuru yolları tüketilmeli; ret işleminin devamı hâlinde işlemin hukuka uygunluğu idari yargı tarafından denetlenmelidir.

V. 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzunun Hukuki Değerlendirilmesi :

Kanunlar genel ilkeleri belirler. Yönetmelikler bu ilkelerin nasıl uygulanacağını düzenler. Kılavuzlar ise uygulamanın fiilen nasıl yürütüleceğini gösterir. Bu nedenle ücretsiz öğrenci sisteminin doğru anlaşılabilmesi için yalnızca Kanun ve Yönetmeliğin incelenmesi yeterli değildir.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzu da ayrıca değerlendirilmelidir.

Her ne kadar kılavuz, Kanun ve Yönetmeliğin üzerinde yer alan bir norm olmasa da uygulamaya yön veren idari düzenleyici işlemlerden biridir. Dolayısıyla idarenin sistemi nasıl yorumladığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Bu nedenle aşağıda kılavuz hükümleri tek tek incelenecek ve Yönetmelik ile birlikte değerlendirilecektir.

1. Kılavuzun Kapsamı  :

Kılavuzun giriş bölümünde; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 57. maddesi dayanak gösterilmiş ve ücretsiz okutulacak öğrencilerin yerleştirme usulünün bu düzenlemeler doğrultusunda hazırlandığı belirtilmiştir.

Buradan ilk olarak şu sonuç ortaya çıkmaktadır.

Kılavuz;

  • Kanundan bağımsız yeni bir hak oluşturmaz.
  • Yönetmeliği değiştirmez.
  • Ancak Kanun ve Yönetmeliğin nasıl uygulanacağını gösterir.

Dolayısıyla kılavuz hükümleri mutlaka Kanun ve Yönetmelikle birlikte değerlendirilmelidir.

2. Kılavuz Kimleri Kapsamaktadır?

Kılavuzun “Dikkat” bölümünde;

  • şehit ve gazi çocukları,
  • harp ve vazife malullerinin çocukları,
  • haklarında korunma, bakım veya barınma tedbiri bulunan çocuklar,
  • koruyucu aile hizmetinden yararlanan çocuklar

için uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.  İlk bakışta bu düzenleme; yalnızca bu öğrencilerin ücretsiz eğitim hakkından yararlanabileceği izlenimi oluşturmaktadır. Ancak kanaatimce burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunmaktadır.

Kılavuzun kapsamı;

Bakanlık tarafından yapılacak merkezi yerleştirme işlemlerini düzenlemektedir. Başka bir ifadeyle; kılavuzun anlattığı sistem, öncelikli öğrencilerin merkezi yerleştirme sürecidir. Bu nedenle kılavuzun kapsamı tek başına Yönetmeliğin 58 ve 59. maddelerinde düzenlenen ikinci değerlendirme mekanizmasını ortadan kaldırmamaktadır. Kanaatimce bu ayrım uygulamada sıklıkla gözden kaçmaktadır.

3. Merkezi Yerleştirme Sistemi  :

Kılavuz açıkça belirtmektedir ki; öncelikli öğrencilere ilişkin başvurular; okul müdürlükleri aracılığıyla alınacak, elektronik sisteme işlenecek, Bakanlık tarafından puan üstünlüğüne göre yerleştirme yapılacaktır.

Dolayısıyla; ilk yerleştirme tamamen merkezi sistem üzerinden yürütülmektedir. Bu sistemin amacı; ülke genelinde objektif ve eşit bir uygulama sağlamaktır.

4. Kılavuzun En Dikkat Çeken Hükmü :

Kanaatimce kılavuzun en önemli cümlelerinden biri şudur: “Özel okullarda ücretsiz okutulacak öğrencilerin yerleştirme işlemleri öncelikle Bakanlığımızca sistem üzerinden yapılmaktadır.”

Burada özellikle kullanılan “öncelikle” kelimesi dikkat çekmektedir. Bu ifade; tek aşamalı bir sistem kurulmadığını göstermektedir. Eğer yalnızca merkezi yerleştirme yapılacak olsaydı; “yerleştirme Bakanlıkça yapılır” denilmesi yeterli olurdu. Ancak kılavuz; “öncelikle” ifadesini kullanmaktadır. Kanaatimce bu ifade; Yönetmeliğin ikinci değerlendirme sistemine de işaret etmektedir. Yani öncelikli grup dışında kalan ve “diğer” ifadesine yer verdiği diğer öğrencileri kapsamaktadır, ifade etmektedir.

5. EK-7 ve EK-8’in Kılavuzdaki Yeri :

Kılavuzun başvuru bölümünde;

  • başvuruların EK-7 Başvuru Formu ile alınacağı,
  • daha sonra EK-8 Değerlendirme Formunun oluşturulacağı,
  • okul müdürlüğünün belgeleri inceleyeceği,
  • değerlendirme puanının sisteme işleneceği ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus şudur. EK-7 yalnızca bilgi toplama formu değildir. EK-7; başvurunun hukuki varlığını oluşturan temel belgedir.

EK-8 ise; bu başvurunun değerlendirilmesini sağlayan puanlama sistemidir.

Dolayısıyla; EK-7 oluşturulmadan, EK-8 hazırlanamaz. EK-8 hazırlanmadan ise; değerlendirme yapılamaz.

6. Başvurunun Hiç Alınmaması Hâlinde Ne Olur?

Kanaatimce bu soru kitabın en önemli sorularından biridir. Çünkü uygulamada bazı özel okullar; başvuruyu hiç almamaktadır. Oysa başvuru alınmadığında; EK-7 oluşmaz. EK-8 oluşmaz. Kurul değerlendirmesi yapılamaz. Puan oluşmaz.

Dolayısıyla; öğrenci değerlendirme sürecinin tamamen dışında bırakılmış olur. Bu durumun hukuki sonucu ise kanaatimce oldukça önemlidir. Çünkü burada artık tartışma; ücretsiz eğitim hakkından ziyade; başvuru ve değerlendirilme hakkının engellenmesi noktasına taşınmaktadır. Bu husus da hukuka ve mevzuata aykırıdır.

7. Kılavuz Yönetmeliği Daraltabilir mi?

Burada cevaplanması gereken önemli bir hukuk sorusu daha bulunmaktadır. Kılavuz yalnızca öncelikli öğrencileri anlattığı için; Yönetmeliğin ikinci başvuru sistemini ortadan kaldırabilir mi? Kanaatimce hayır. Çünkü normlar hiyerarşisinde; Kanun, Yönetmelik, Kılavuz şeklinde bir sıralama bulunmaktadır. Kılavuz; Yönetmeliği değiştiremez. Yönetmelikle tanınan bir başvuru usulünü ortadan kaldıramaz. Yönetmeliğin kapsamını daraltamaz. Dolayısıyla kılavuzun; merkezi yerleştirme sistemini düzenlemesi, yönetmelikte ayrıca düzenlenen ikinci değerlendirme mekanizmasını ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz.

Hukuki Değerlendirmem  :

Kanaatimce 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzu dikkatle okunduğunda; Bakanlığın öncelikli öğrencilere ilişkin merkezi yerleştirme sistemini ayrıntılı biçimde düzenlediği görülmektedir.

Ancak aynı kılavuz; başvuruların EK-7, değerlendirmelerin EK-8, yerleştirmenin puan esasına göre yapılacağını da ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. Bu nedenle kılavuz; tek başına ücretsiz öğrenci sistemini sınırlayan bir belge olarak değerlendirilemez.

Kanaatimce kılavuzun doğru okunabilmesi için; 5580 sayılı Kanun, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği, özellikle 57, 58 ve 59. maddeler, EK-7, EK-8 ile birlikte sistematik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde yalnızca kılavuz esas alınarak yapılacak yorumların, Yönetmeliğin düzenlediği ikinci başvuru ve değerlendirme mekanizmasını göz ardı etme riski bulunmaktadır.

VI. ÇÖZGER Raporlu ve Özel Gereksinimli Öğrencilerin Ücretsiz Öğrenci Kontenjanı Kapsamındaki Hukuki Durumu

1. Konunun Ortaya Çıkış Nedeni :

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesi ile Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 57, 58 ve 59. maddeleri incelendiğinde, özel gereksinimli öğrencilerin ücretsiz öğrenci kontenjanından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Kanunda özel gereksinimli öğrenciler ayrıca sayılmamıştır. Yönetmelikte ise “özel gereksinimli öğrenci” kavramına doğrudan yer verilmemiştir.

Buna karşılık Yönetmeliğin EK-7 ve EK-8 formlarında öğrencinin veya aile bireylerinin engellilik durumunun değerlendirme kriterlerinden biri olarak kabul edilmiş olması, mevzuatın engellilik olgusunu tamamen sistem dışında bırakmadığını göstermektedir. İşte hukuki tartışma da tam bu noktada başlamaktadır.

2. Kanunda Açık Yasak Bulunmamaktadır :

Bir hukuk devletinde temel ilke şudur. Bir hakkın kullanılmasının engellenebilmesi için bunun açık bir kanuni dayanağının bulunması gerekir. İncelenen mevzuatta; “Özel gereksinimli öğrenciler başvuramaz.” şeklinde bir hüküm bulunmamaktadır.

Yine; “Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrenciler dışında hiçbir öğrenci ücretsiz öğrenci başvurusu yapamaz.” şeklinde açık bir yasaklayıcı düzenleme de bulunmamaktadır.

Bu durum önemlidir. Çünkü idarenin işlem tesis ederken kanuniliği esas alması gerekir. Açık bir yasak bulunmayan bir konuda başvurunun hiç alınmaması, ayrıca hukuki denetime konu olabilecek bir idari işlem niteliği taşıyabilir.

3. Yönetmeliğin Sessiz Kaldığı Konular Nasıl Yorumlanmalıdır?

Hukukta her sessizlik yasak anlamına gelmez. Bazı durumlarda kanun koyucu bilinçli olarak ayrıntıya girmez. Ayrıntılar yönetmeliklere bırakılır. Bazı durumlarda ise yönetmelik de belirli bir konuda açık düzenleme yapmaz. İşte böyle durumlarda hukuk metodolojisi devreye girer. Bir hüküm yorumlanırken yalnızca lafzına bakılmaz.

Aynı zamanda;

  • düzenlemenin amacı,
  • sistem içindeki yeri,
  • diğer maddelerle ilişkisi,
  • Anayasa’ya uygunluğu,
  • uluslararası sözleşmelerle uyumu  birlikte değerlendirilir.

Kanaatimce ücretsiz öğrenci sistemi de tam olarak bu yöntemle değerlendirilmelidir.

4. Eğitim Hakkı Açısından Değerlendirme :

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesi herkesin eğitim ve öğrenim hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Anayasa’nın 10. maddesi ise kanun önünde eşitlik ilkesini güvence altına almaktadır.

Engelliler bakımından ise Anayasa’nın 10. maddesi yalnızca eşitliği değil; engelliler lehine alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını da açıkça düzenlemektedir.

Dolayısıyla eğitim hakkına ilişkin bütün yorumların; Anayasa’nın eğitim hakkını geniş yorumlayan yaklaşımı dikkate alınarak yapılması gerekir.

5. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi Açısından Değerlendirme :

Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 24. maddesi engelli bireylerin eğitim hakkını güvence altına almaktadır.

Sözleşme;

  • engelli bireylerin eğitim sistemine erişiminin kolaylaştırılmasını,
  • ayrımcılık yapılmamasını,
  • fırsat eşitliğinin sağlanmasını öngörmektedir.

Bu nedenle iç hukukta yapılacak yorumların mümkün olduğunca eğitim hakkını genişleten şekilde yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Kanaatimce ücretsiz öğrenci sistemi de bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

6. ÇÖZGER Sistemi ile EK-7 –EK-8 Arasındaki İlişki :

Burada dikkat çeken başka bir konu bulunmaktadır.EK-7 ve EK-8 formlarında hâlen “engel oranı” esas alınan ifadeler yer almaktadır. Oysa 18 yaş altındaki çocuklar bakımından günümüzde büyük ölçüde ÇÖZGER sistemi uygulanmaktadır.

ÇÖZGER’de klasik yüzde sistemi yerine;

  • hafif düzeyde özel gereksinim,
  • orta düzeyde özel gereksinim,
  • ileri düzeyde özel gereksinim,
  • çok ileri düzeyde özel gereksinim,
  • belirgin özel gereksinim,
  • özel koşul gereksinimi vardır

şeklinde tanımlamalar kullanılmaktadır. Kanaatimce bu durum uygulamada ayrıca açıklığa kavuşturulmalıdır. Çünkü Yönetmelik ekleri ile sağlık mevzuatı arasında terminolojik bir uyumsuzluk bulunmaktadır. Bu uyumsuzluğun öğrenciler aleyhine yorumlanması hukuken doğru olmayacaktır.

7. HUKUKİ KANAATİM         :

İncelenen bütün mevzuat birlikte değerlendirildiğinde ulaştığım sonuç şudur.

  • 5580 sayılı Kanun; öncelikli öğrenci gruplarını belirlemektedir.
  • Yönetmelik; başvuru ve değerlendirme sistemini kurmaktadır.
  • Kılavuz; merkezi yerleştirme usulünü açıklamaktadır.

Ancak bu üç düzenlemenin hiçbirinde; özel gereksinimli veya ÇÖZGER raporlu öğrencilerin başvuru yapamayacağı yönünde açık bir yasak bulunmamaktadır.

Buna karşılık Yönetmelikte; Kanunun 13. maddesinde sayılan öğrenciler dışında kalan başvurular için ayrıca bir değerlendirme mekanizması kurulmuştur.

Kanaatimce; boş kontenjan bulunduğu hâlde yalnızca özel gereksinimli olduğu gerekçesiyle başvurunun alınmaması, EK-7 oluşturulmaması, EK-8 puanlamasının yapılmaması, Ücretsiz Öğrenci Değerlendirme Kurulunun devreye sokulmaması, mevzuatın öngördüğü başvuru ve değerlendirme sürecinin işletilmemesi sonucunu doğurabilir.

Bu nedenle böyle bir durumda öncelikle idari başvuru yollarının tüketilmesi; ret işleminin devamı hâlinde ise idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. Eğer hukuka aykırı ret işlemi nedeniyle öğrenci eğitim hakkından mahrum kalmış ve bu durum somut bir zarara yol açmışsa, somut olayın özelliklerine göre tam yargı (tazminat) davası da gündeme gelebilecektir.

SONUÇ    :

Ücretsiz Öğrenci Kontenjanı Sistemine İlişkin Genel Hukuki Değerlendirme

Bu çalışmada; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesi, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 57, 58 ve 59. maddeleri, Yönetmeliğin EK-7 ve EK-8 formları ile Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzu birlikte incelenmiş; ücretsiz öğrenci okutma sisteminin hukuki yapısı, başvuru usulleri ve uygulamada ortaya çıkan tereddütler değerlendirilmiştir.

İnceleme sonucunda ulaşılan ilk tespit, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün isteğe bağlı bir burs uygulaması olmadığıdır. 5580 sayılı Kanun’un 13. maddesi, özel öğretim kurumlarına öğrenim gören öğrenci sayısının en az %3’ü oranında ücretsiz öğrenci okutma konusunda emredici bir yükümlülük yüklemektedir. Bu nedenle ücretsiz öğrenci okutulması, kurumun takdirine bırakılmış bir tercih değil; kanundan doğan bir yükümlülüktür.

İkinci önemli tespit ise Kanun’un 13. maddesinde kullanılan “öncelik verilir” ibaresidir. Kanun, şehit ve gazi çocukları ile haklarında korunma, bakım veya barınma kararı bulunan çocuklara öncelik tanımakta; ancak ücretsiz eğitim hakkını yalnızca bu öğrenci gruplarıyla sınırlandıran açık bir hüküm içermemektedir. Kanun koyucu “yalnızca” veya “sadece” gibi sınırlayıcı ifadeler kullanmamış; bunun yerine “öncelik” kavramını tercih etmiştir. Hukuk tekniği bakımından bu tercih önemlidir ve Kanun’un tek başına, diğer bütün öğrencilerin başvuru hakkını ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşmayı güçleştirmektedir.

Çalışmada ayrıntılı olarak incelenen Yönetmeliğin 57, 58 ve 59. maddeleri ise ücretsiz öğrenci sisteminin yalnızca merkezi yerleştirmeden ibaret olmadığını göstermektedir. Yönetmelik, Kanun’un 13. maddesinde öncelik verilen öğrencilerin dışında kalan başvurular için de EK-7 Başvuru Formu ve EK-8 Değerlendirme Formuna dayalı ayrı bir değerlendirme mekanizması öngörmektedir. Kanaatimce bu düzenleme, Kanun’daki öncelik sistemini uygulamaya aktarmakta ve boş kalan kontenjanların değerlendirilmesine yönelik ikinci bir usul oluşturmaktadır. Bu noktada özellikle vurgulanmalıdır ki; bu çalışmada ulaşılan sonuç, Kanun’un 13. maddesinde sayılan gruplar dışında kalan her öğrencinin ücretsiz eğitim hakkını kazandığı yönünde değildir. Mevcut mevzuat böyle bir hak tanımamaktadır. Ancak aynı şekilde, bu öğrencilerin başvuru yapamayacağına veya başvurularının peşinen reddedilebileceğine ilişkin açık bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Kanaatimce mevcut sistem, “ücretsiz eğitim hakkı” ile “başvuru ve değerlendirilme hakkı” arasında önemli bir ayrım yapmaktadır. Öncelikli öğrenci grupları bakımından hak sahipliği Kanun’dan doğarken; diğer öğrenciler bakımından Yönetmelik başvuru yapılmasına ve bu başvurunun objektif kriterlerle değerlendirilmesine imkân tanımaktadır. Bu nedenle boş kontenjan bulunduğu hâlde başvuruların hiç alınmaması, EK-7 ve EK-8 süreçlerinin işletilmemesi veya Ücretsiz Öğrenci Değerlendirme Kurulunun devreye sokulmaması, hukuki denetime konu olabilecek idari işlemler niteliği taşıyabilir.

Özel gereksinimli veya ÇÖZGER raporlu öğrenciler bakımından da benzer bir değerlendirme yapılmalıdır. İncelenen mevzuatta bu öğrencilerin başvuru yapmasını yasaklayan açık bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine Yönetmeliğin değerlendirme sisteminde engellilik durumuna ilişkin kriterlere yer verilmiş olması, engellilik olgusunun değerlendirme sürecinin tamamen dışında bırakılmadığını göstermektedir. Bu nedenle, yalnızca özel gereksinimli olması veya ÇÖZGER raporu bulunması gerekçe gösterilerek bir öğrencinin başvurusunun hiç alınmaması veya değerlendirme sürecine dâhil edilmemesi, mevzuatın sistematiği bakımından tartışmaya açıktır.

Bu tür durumlarda başvuru sahiplerinin öncelikle okul müdürlüğüne, ardından ilgili il veya ilçe millî eğitim müdürlüğüne ve gerektiğinde Millî Eğitim Bakanlığına idari başvuruda bulunmaları mümkündür. Başvurunun reddedilmesi veya değerlendirme sürecinin işletilmemesi hâlinde ise ret işleminin hukuka uygunluğu idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Somut olayın özelliklerine göre hukuka aykırı işlem nedeniyle eğitim hakkının ihlal edilmesi, eğitim imkânından mahrum kalınması veya maddi ya da manevi zarar doğması hâlinde tam yargı (tazminat) davası açılması da ayrıca gündeme gelebilecektir. Elbette her uyuşmazlık kendi somut koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak, bu çalışmada ortaya konulan değerlendirmeler; yürürlükte bulunan mevzuatın lafzı, sistematiği ve amacı birlikte ele alınarak hazırlanmıştır. Konuya ilişkin nihai yorum ve bağlayıcı uygulama yetkisi yargı mercilerine ait olmakla birlikte, mevcut düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi hâlinde, özel öğretim kurumlarının ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün yalnızca kontenjan ayırmaktan ibaret olmadığı; bu kontenjanların hukuka uygun şekilde değerlendirilmesini ve başvuruların objektif biçimde incelenmesini de kapsadığı yönündeki hukuki görüşün güçlü dayanaklara sahip olduğu değerlendirilmektedir.

Kaynakça :

Kanunlar

  • 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu.
  • 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu.
  • 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun.
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu.
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu.
  • 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun.

Yönetmelikler ve İdari Düzenlemeler

  • Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği.
  • Millî Eğitim Bakanlığı 2026 Ücretsiz Okutulacak Öğrenci/Kursiyer Yerleştirme Kılavuzu.

Uluslararası Belgeler

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
  • Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi.
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme.

SON DEĞERLENDİRMEM     :

Tüm bu düzenlemeleri birlikte değerlendirdiğimde benim ulaştığım hukuki sonuç nettir:

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesinde öncelik verilen grupların dışında kalan öğrencilerin de, ücretsiz öğrenci kontenjanında boşluk bulunması hâlinde başvuru yapabilmesinin önünde açık bir yasal engel bulunmamaktadır.

Kanun, belirli çocukların “öncelikli” olduğunu düzenlemektedir; “yalnızca bu çocuklar ücretsiz okutulabilir” dememektedir. Yönetmelikte ise Kanun’un 13. maddesine göre öncelik verilen çocukların dışında kurumda ücretsiz okumak isteyen öğrenci ve kursiyerlere ilişkin ayrıca bir başvuru ve değerlendirme mekanizması öngörülmektedir. Bu ayrım son derece önemlidir. DOLAYISIYLA BENİM HUKUKİ KANAATİME GÖRE; ÖNCELİKLİ GRUPLARIN YERLEŞTİRİLMESİNDEN SONRA ÜCRETSİZ ÖĞRENCİ KONTENJANINDA BOŞLUK BULUNUYORSA, DİĞER ÖĞRENCİLER DE

BAŞVURU YAPABİLİR VE BAŞVURULARININ MEVZUATTA ÖNGÖRÜLEN USULE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİNİ İSTEYEBİLİRLER.

Bu kapsamda ÇÖZGER raporu bulunan, özel gereksinimli, hafif, orta, ileri veya daha yüksek düzeyde özel gereksinimi bulunan bir çocuğun sırf engelli veya özel gereksinimli olması ya da 5580 sayılı Kanun’un 13. maddesinde sayılan öncelikli gruplardan birine girmemesi nedeniyle başvurusunun peşinen alınmaması gerektiği yönünde açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.

Burada özellikle altını çiziyorum: Başvuru yapabilmek, doğrudan ücretsiz okuma hakkının kazanıldığı anlamına gelmez.

Ancak başvurunun alınması ve usulüne uygun biçimde değerlendirilmesi ile başvuru sonucunda ücretsiz eğitim hakkı kazanılması birbirinden tamamen farklı hukuki meselelerdir. Benim üzerinde durduğum husus tam olarak budur.

Bir özel öğretim kurumunun ücretsiz öğrenci kontenjanı boş olduğu hâlde;

“Sen şehit veya gazi çocuğu değilsin”,
“Koruma altında değilsin”,
“ÇÖZGER raporlusun”
veya
“Kanunun 13. maddesinde sayılanlardan değilsin”

gerekçeleriyle başvuruyu daha en başından almaması ve öğrenciyi değerlendirme mekanizmasının dışında bırakması, mevcut mevzuatın lafzı ve sistematiği karşısında hukuken ciddi biçimde tartışmalıdır.

Çünkü Kanun’un kullandığı kelime “öncelik”tir; “münhasırlık” değildir. Yönetmelik de öncelikli grupların dışında kalan öğrenciler bakımından ayrıca başvuru ve değerlendirme süreci öngörmektedir.

Bu nedenle kanaatimce yapılması gereken; önce Kanun’un 13. maddesinde güvence altına alınan öncelikli öğrencilerin haklarının eksiksiz biçimde karşılanması, ardından boş kontenjan mevcutsa diğer başvuruların da alınarak mevzuatta öngörülen objektif değerlendirme sistemi içerisinde sonuçlandırılmasıdır.

Özel gereksinimli çocukların da bu ikinci aşamadaki başvuru mekanizmasının dışında bırakılmasını gerektiren açık bir yasaklayıcı hüküm tespit edilememektedir.

NETİCE İTİBARİYLE HUKUKİ GÖRÜŞÜM ŞUDUR:

Boş kontenjan varsa başvuru yapılabilir; okul başvuruyu yalnızca öğrencinin Kanun’un 13. maddesindeki öncelikli gruplardan birinde bulunmadığı gerekçesiyle peşinen değerlendirme dışı bırakmamalıdır. Başvuru alınmalı, mevzuatta öngörülen değerlendirme süreci işletilmeli ve sonuç objektif kriterlere göre belirlenmelidir.

Başvurunun hiç alınmaması veya hukuki bir gerekçe ortaya konulmaksızın değerlendirme dışı bırakılması hâlinde ise veli öncelikle okul yönetimi ve Millî Eğitim Bakanlığının ilgili idari birimleri nezdinde yazılı başvuru yollarını kullanabilir. Somut olayın özelliklerine göre tesis edilen işlemin idari yargı denetimine taşınması ve hukuka aykırı işlem nedeniyle somut bir zarar doğmuşsa gerekli şartların varlığı hâlinde tazminat talebinin gündeme getirilmesi de mümkündür.

Bir çocuğun ücretsiz eğitim hakkını kazanıp kazanamayacağı, başvurusu dahi alınmadan belirlenemez. Öncelik başka şeydir; başvuru hakkının tamamen ortadan kaldırılması başka şeydir. Benim mevcut mevzuattan ulaştığım temel hukuki sonuç budur.

İşbu sebeple başvurunuzu usule uygun olarak yapın ve yine usule uygun değerlendirme yapılmasını talep edin. Sonucun size yazılı olarak tebliğini isteyin. Sonuca göre hareket edin.

YAZARIN NOTU VE HUKUKİ AÇIKLAMA  :

Bu çalışma; yürürlükte bulunan kanun, yönetmelik, ilgili ikincil mevzuat ve Millî Eğitim Bakanlığı düzenlemelerinin tarafımca incelenmesi sonucunda hazırlanmış özgün bir hukuki araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmasıdır.

Çalışmada yer verilen değerlendirmeler; mevzuat hükümlerinin lafzı, amacı ve sistematiği birlikte ele alınarak yapılmış; özellikle mevzuatta açıkça düzenlenmeyen veya farklı yorumlara elverişli alanlarda hukuki yorum yöntemlerinden yararlanılarak şahsi mesleki kanaatim ortaya konulmuştur.

Bu nedenle metin içerisinde, mevzuatın açıkça düzenlediği hususlar ile tarafıma ait hukuki yorum ve değerlendirmeler birbirinden ayrılarak ele alınmıştır. Mevzuatta açık hüküm bulunmayan konularda ifade edilen sonuçlar, bağlayıcı bir yargı kararı veya idari görüş niteliğinde olmayıp, mevcut düzenlemelerin hukuki analizi sonucunda ulaştığım mesleki değerlendirmelerdir.

Bu çalışma tarafımca kaleme alınmış özgün bir hukuki inceleme yazısıdır. Kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen çoğaltılması, yayımlanması veya başka bir çalışmada kullanılması uygun değildir.

Av. Arabulucu Burcu AKAR MURATOĞLU

(Özel Eğitim Hukuku)